Jump to content
  • Kayıt Ol

JoJo's Bizarre Adventure


painscream

Önerilen İletiler

40409.jpg

Jonathan Joestar zengin, asil, herkesin arzu edeceği hayata sahip bir çocuktur. Dio Brando ise babasının ölmesiyle JoJo ailesine evlatlık gelmiş hırslı ve yetenekli bir çocuktur.

Hikaye, Jonathan Joestar ve Dio Brando'dan başlayarak iki ailenin birkaç nesil boyunca birbiri ile olan mücadelesini konu almaktadır.

Tanıtım anime.gen.tr den alınmıştır.

Yorum bağlantısı
Hemen paylaş

  • İleti 32
  • Oluşturma
  • Son yanıt

En Çok Yazanlar

  • gundamaster

    8

  • loykad

    6

  • Fingolfin

    4

  • bLueeekun

    3

gundamaster

Tanıtımdan sadece Jonathan Joestar'ın hikayesinin anlatıldığı gibi yanlış bir düşünceye kapılınabilir ama durum böyle değil. Anime partlar halinde ilerliyor. Jojo hikayelerini partlara bölerek ele alıyor. İlk part Phantom Blood idi ve 9. bölüme kadar sürdü yanlış hatırlamıyorsam. Daha sonra ikinci part Battle Tendency ve şu an hala onu izliyoruz. Sanırım anime de bu part ile son bulacak. Belki daha sonra diğer partlara da anime çevirirler şimdi bunu tartışmak çok erken zaten.

Battle Tendency'deki Jojo yani Joseph Joestar şimdiye kadar ki favori Jojo karakterim. Olaylara yaklaşımı hem çok komik hem de enteresan.

Yorum bağlantısı
Hemen paylaş

En kısa zamanda başlamayı düşündüğüm animelerden biri. Daha önce 3. partı konu alan toplamda 13 bölümlük (1993'te 6, 2000'de 7 bölüm çıkmış) bir OVA serisi izlemiştim. JoJo's Bizarre Adventure evrenini genel olarak oldukça beğenmiştim. Bu seriden de umudum yüksek.

Yorum bağlantısı
Hemen paylaş

gundamaster

Bölüm 18

AC/DC'nin beyni Jojo yerine neden Suzie Q'yi seçmedi orasına pek anlam veremedim ama Suzie Q'yu ele geçirdikten sonra hatunun aldığı şekiller çok ürkütücüydü. Böyle bir güzelliğin harcanıp gidececk düşüncesi beni çarezisliklere sürükledi. Neyseki Jojo ve Ceasar'ın pozitif ve negatif nefes teknikleriyle stabil bir denge oluşturup beyni yok ettiler de kendisi kurtuldu. Bölümde Lisa Lisa fanservisi görmekte hoştu doğrusu. Çok hoş hatun. Bölümün süprizi Stroheim'dı. Kendisini öldü diye biliyordum ama mekanik uzuvlar edinerek geri dönmüş. Gerçi bir sonraki bölümde ortadan ikiye ayrılmış gözüküyordu.Bir sonraki alt edilecek düşmanda belli oldu Cars.

Yorum bağlantısı
Hemen paylaş

  • 1 ay sonra...

25

Cars en üstün şeklini kazandıktan sonra ümit kalmadı derken Jojo yaptı yine yapacağını. Yanardağa attı Cars' ı. Stroheim' in hareketi de çok iyiydi doğrusu. Aslında her şey Stroheim' in araştırmasıyla başladı ama adam yine de elinden geleni yaptı. Kolu koptu bacağı koptu ama ölmedi. Bakalım yanardağ işe yarayacak mı? Muhtemelen yarayacaktır çünkü başka kurtuluş yolu yok ve de 26. bölüm ile son bölüme gireceğiz. Bu partı da bitirip seriyi öyle bitireceklerdir. Umarım kalan partların da sezon haberlerini yakın zamanda alabiliriz.

Yorum bağlantısı
Hemen paylaş

gundamaster

Bölüm 25

Cars'ın en son hali beni epey güldürdü açıkçası. En üstün yaşam formu olması uzuvlarının farklı hayvan şekillerine bürünmesi yani kendini başkalaştırabilmesinin anlatımı bana komik geldi epey.

Jojo'dan beklediğim gibi hemen o alandan kaçtı. Orası da ayrı bir komediydi zaten. Bir türlü Lisa Lisa'nın annesi olduğunu öğrenemedi gitti. Ne Speedwagon ne de o yanındaki ufaklık söyleyemedi gitti. Cars'ın Jojo'yu öldürmedeki ısrarı sonucu yanardağa düşmesi Jojo'nun akıllıca yaptığı planlardna biriydi. Bir sonraki bölümde Cars sağlam görünüyordu. Sanırım magmada Cars'ı öldüremedi.

Stroheim seride hep kilit noktalarda ortaya çıktı. Almanlar'ın araştırmacı ve teknolojik kısmını seride yansıtan kişi. Onların keşfi olmasaydı bu adamlarla baştan dövüşmeyecekelrdi zaten.

Bu animenin devamı olacaktır diye düşünüyorum epey sevildi ve tuttu. Önümüzdeki sezon Stardust crusaders anime olur ve 25 bölüm sırf ona bile yapılabilir.

Yorum bağlantısı
Hemen paylaş

gundamaster

Ve Jojo'nun da sonuna geldik

Bölüm 26

Sadece lavın Cars'ı durduramayacağını hepimiz biliyorduk sanırım. Orda ölmesi çok basit kaçacaktı zate. Yeni kazandığı güçleri ile lava da karşı koyarak oaradan Jojo'nun bir kolunu alarak kurtuldu. Jojo'nun kolunu kaybettiği anda içim acıdı. Her şey onun için bitecek diye düşündüm ama daha sonraki partlarda yaşlı haliyle yer aldığını bildiğimden ölmeyeceğine de vakıftım.

Cars Jojo'yu alt ettiğini düşünürken onun attığı çığlıklarla zafer nidaları ata durdu. Jojo bu ne yapacağı belli olmaz. Cars'ın da artık ripple gücü vardı ve bunu jojo üzerinde ilk deneyişi Jojo'nun dizi üzerinde oldu. Tabi onun ripple'ı Jojo'nunkinden 100 kat daha güçlüydü. Son darbeyi indirecwekti ki Jojo kırmızı taş ile ani bir refklesle rippleın gücünü arttırarak Volkanda bir patlamaya sebep oldu. Patlama ile üzerinde durdukları kaya Stratosfere kadar sıçradı. Burada yine Cars ile bir mücadeleden sonra sonra onu atmosfer dışına yollamayı başardı. Dünyanın yarattığı ve yok edemediğini artık uzay gerçekleştirecekti. Bu kısımlarda ufakta olsa Cars'ın geçmişinmi anlatmaları güzel oldu. İnsanlıktan çok önce dünyaya gelmiş ve evrimin bir sonucu var olan gündüz yaşayamayan insani varlıklarmış kendileri. Güneşin kendisi üzerindeki etkisini yok edebilmek için üstün zekası ile taş maskeleri kendi yaratmış. Kabilesi tarafından da tehlikeli bulununca onlar tarafından infaz edilmek istemiş .Tabi hepsinden güçlü ve akıllı olduğu için bütün kabileyi katletmiş. ACDC ve Wham haricinde. Böylece üstün yaratıkların çağı belirlenmiş.

Uzayda hava yoğunlaşması nedeniyle bedeni buz tutunca ölümsüz ama ölmeyi bile beceremeyen bir yaratık olarak sonsuz uzayda sürüklenmekle cezalandırıldı ve onun dönemi de son buldu.

Jojo'nun ailesi onun öldüğünü düşünerek bir cenaze düzenlemişler ve tam da osırada Jojo arkadan gelip hiçbir şey olmamış gibi onları selamladı. Jojo bu ne yapsa yeridir.

Suzie Q ile de evlenmiş sonunda ve anlıyoruz ki Suzie Q kimseyi haberdar etmemiş. Jojo'nun ona söylediği telgrafı çekmemiş.

Stroheim sayesinde de Jojo kopan elinin yerine mekanik bir el kazanmış.

Aradan yaklaşık 40 yıl sonra Japonya!ya kızının yanına giderken görüyoruz kendisini son kısımda. Japonu tekmelediği sahne ve gerekçesi oldukça komikti. Kızını bir japon damatla evlendirmiş olmayı kabullenemiyor ama sony walkmanine bayılıyor :011: Jotaro yaklaşık 18 yaşında ve jojo onun kendisni hatırlamayacağından yakınıyor.

Son kısımda 3. parttaki Jotaro'yu göstererek yeni bir sezona yeşil ışık yakarak bizleri de sevindiren bir sonla sona erdi.

Grenel Not: 10/10

Yorum bağlantısı
Hemen paylaş

26. Bölüm 9/10

İlk başta acaba Cars ile gelecek nesil mi savaşacak diye düşünmeye başlamıştım. Çünkü adam hem mükemmel formda hem de Jojo' nun tekniğinin daha güçlüsünü elinde barındırıyor. Açıkçası iyi ki volkanda bitirmemişler işi. Böyle çok daha vurucu bir şekilde gerçekleşti Cars' ın yok oluşu.

Jojo' ların sonu ölüm heralde diye düşünürken yine şaşırttı bizi kendisi. Çok güzel bir şekilde bitti 2. part. Hepsine neler olduğunu söylemesi de çok iyi olmuş.

3. part' ın baş karakterinin görünüşünü ben çok beğendim. Çok karizma bir karakter gibi duruyor. Mangasını hiç okumadım o yüzden nasıl biri olduğunu bilmiyorum ama 3. partı 4 göz ile bekliyorum.

Bu sezonun iyi ki izlemişim ve keşke bitmeseydi dediğim yapımlarından oldu. 3. partı sabırsızlıkla bekliyorum.

Yorum bağlantısı
Hemen paylaş

gundamaster

OVA'ları izlemene gerek yok, Luna. Bu seri tüm sagayı baştan anlatıyor. OVA'lar sadece manganın üçüncü patını yani Stardust Crusaders'i anlatır.

Bu seride ilk iki part anlatılıyor. İstersen ovaları bundan sonra da izleyebilirsin. Fakat bir sonraki sezonda üçüncü partın anime olacağı sinyalleri de verildi.

Yorum bağlantısı
Hemen paylaş

  • 3 hafta sonra...

Büyük konuşmayayım ama Joseph Joestar en sevdiğim JoJo olacak gibi gözüküyor. Sugita Tomokazu reyiz her ses verdiği karakteri sevilesi yapıyor zaten ama JoJo da çok reyizdi be! 3.sezon gelsin, yaşlı da olsa izleriz biz onu!

Yorum bağlantısı
Hemen paylaş

  • 10 ay sonra...

Öncelikle bu animeyi çok beğendiğimi söylemekle başlayayım da sonra yanlış izlenim olmasın. Çizimleri ilginç ve tuhaf denilebilecek olmasına rağmen hatunların çizimleri güzeldi. Erina(2. güzel), Lisa Lisa(1. güzelqkasd), Suzi(3. güzel) üçüde güzeldi. Ama her erkek karakterin amerikan güreşçisi gibi vucuda sahip olmasını sevmedim. Ayrıca erkek karaktelerin tuhaf(kimi zaman iğrenç) el, kol, vücüt haraketlerini ve duruşlarını da sevmedim. Sütündaki adamlar zaten mide kaldırıcı vucüt özellerine sahipti.

Bende ikinci jojo(Joseph J) yu daha çok sevdim. Genelde milletin yakındığı ana karakterin çabuk güçlenmesi, ana karaktere kıyak geçiliyor gibi meseleler burada ikinci jojo için de geçerli. Tabii ben shounen serilerde ki bu gibi durumlar için öyle düşünmüyorum, abartılmadığı sürece. Bu animede de gayet normal bana göre.

Mangayı henüz okumadım ama sonraki partlarda Dio'nun dönmesi gibi bir durum olmaz umarım(ilk jojo da dahil). Böyle düşünmemin nedeni o kısmı gölgede bırakarak geçmeleri.

Puan vermem gerekse 8,8/10 verirdim.

Yorum bağlantısı
Hemen paylaş

gundamaster

Dio'suz bir Jojo olmaz olamaz, düşünülemez. Eternal villian kendisi 6p8nW

Yorum bağlantısı
Hemen paylaş

part 3 konusuna bakmadım valla. Neyse varsa yine izleriz. Yenilmişken kurtulalım istemiştim.:011:

Yorum bağlantısı
Hemen paylaş

5 Nisanda part 3 başlıyor. Her hafta bol bol tartışırız. :D

Yorum bağlantısı
Hemen paylaş

Önümüzdeki sezonda stand falan yoktur inşallah. Ilk seri iyi güzeldi de sonlara doğru çizimleri kötüleşti birde bu sezonu izledikten sonra sakalça standlar saçma geldi. Dalga'dan sonra standa geçmek tam aptallık olur

Yorum bağlantısı
Hemen paylaş

gundamaster

Mangasıyla dövüş sistemine gelen stand sayesinde çığır aşmış bir yapımın bu özelliğine salakça demek ağır kaçmıyor mu? Aptallık olsaydı böyle orijinal bir şey yıllar boyu tutulmazdı herhalde. Sizlerin algısı epey değişik sanırım.

Yorum bağlantısı
Hemen paylaş

Şimdi arkadaşlar burada çok önemli bi noktayi atliyosunuz: Bu seri bu kadar sene nasil bu kadar tutuyor?

Cevabi basit: Cesur bi mangaka'ya sahip.

Çoğu shounen serisinde bi ana karakter olur, o ve çevresindekilere hep bi power-up gelir ve zaman çok daha yavaş ilerler. Ölen karakterler elbette ki olur ama çok nadirdir.

Fakat Jojo bu konuda kesinlikle böyle gitmiyor. Basitçe siralarsam:

-Zaman her partta hep ilerliyor, dönem şartlari, ülkeler vesaireler hep değişiyor. Opening ending, animasyon tarzlari bile animede buna göre ayarlaniyor.

-ANA KARAKTER HER PART DEÐİŞİYOR. Evet bi sülaleden bahsediyoruz, partlar ilerledikçe sülale bireyleri yaşlaniyor (Part3'te Joseph'in yaşlanmasi gibi). Bu da dinamikliği sağliyor, hep ayni karaktere power-up yapmaktansa hep farkli bi ana karakter görüyoruz, onun gücünü keşfedişini görmek daha zevkli oluyor.

-Karakterler çatir çutur ölebiliyor. Ana karakterin yaninda rahat 5 karakter varsa, 5 chapter'da 5'i birden çat diye ölebiliyor. Ve hikaye buna rağmen bozulmadan devam edebiliyor. Ölmeseydi göze batardi diyorsunuz.

Şimdi böyle bi konu varken, sürekli Hamon/Dalga/Ripple ne derseniz diyin, nereye kadar sürebilir? Hele ki bi sülaleden bahsediyoruz, bir soyağacinda bu dalga nereye kadar gidebilir? Açikçasi Hamon son partlara kadar dursaydi ben bu mangayi bir dakika daha okumazdim. Sürekli yeni şeylerle gelebilmesi mangayi daha çok okunur hale getiriyor. Okuyucu hep bir merak içerisinde "acaba bu yeni özellik ne gibi şeyler getirecek" diye. Villain'ler bile ona göre değişiyor yani. Manga-ka part1 ile part7 arasinda bile en ufak bir bağ kurduğunda okuyucuyu acayip mutlu ediyor. Ve daha tonla şey sayabilirim.

Soyağacindan da bahsettim, yani Stand'larin gelmesi çok doğal ve olasi bir şey. Part2'nin sonunda animede görmüştük ki Joseph'in Holy adinda bir kizi var. Ve bu kizinda Hamon yok, e evlendiği adamda da yok. Holy'nin Jotaro adinda oğlu oluyor e bunda da hamon yok, noldu bitti mi hikaye şimdi bunun yüzünden? Derken mangaka akillica bi hamle yapiyor; araya Dio'yu da sokarak hem Stand'i ekliyor hem de villain olarak Dio'yu ekliyiveriyor. Bunu da öyle bir ustalikla yapiyor ki okuyucuya mantik açisindan batmiyor. Eh bir okuyucu olarak daha ne istenir ki zaten. :D

Kisacasi Jojo'daki yeniliklere aptallik/salaklik demek bence aptalliğin ta kendisidir kimse kusura bakmasin. Bir karaktere 500 chapter boyunca gelen power-up'lardan kat kat iyi olduğunu düşünüyorum ben. (Hoş Jojo seinen'e doğru kayiyor yavaşça shounenden ziyade)

Yorum bağlantısı
Hemen paylaş

Mangasını okumadığım için olayı tam bilmiyorum ama bu 3. Sezon 1'in tekrarı olacak ve joseph'in 16 bölüm boyunca geliştiği dalga yeteneği sanki hiç yokmuş gibi cart diye elinden alınıp yerine fotoğraf makinesi işlevi gören(üstelik her foto için bir makine ziyan eden) mor dikenli bir yetenek gelecekse resmen ziyan olur . Üstelik karakteride 180 derece dönecek joseph'in (yazık olur sugita'nın sesine). Neyse artık galiba haftaya başlıyacak galiba ilk bölüm bir çıksın da ona göre konuşayım

Yorum bağlantısı
Hemen paylaş

Mangasını okumadığım için olayı tam bilmiyorum ama bu 3. Sezon 1'in tekrarı olacak ve joseph'in 16 bölüm boyunca geliştiği dalga yeteneği sanki hiç yokmuş gibi cart diye elinden alınıp yerine fotoğraf makinesi işlevi gören(üstelik her foto için bir makine ziyan eden) mor dikenli bir yetenek gelecekse resmen ziyan olur . Üstelik karakteride 180 derece dönecek joseph'in (yazık olur sugita'nın sesine). Neyse artık galiba haftaya başlıyacak galiba ilk bölüm bir çıksın da ona göre konuşayım

Dediğim gibi sen hala olayi anlamiyorsun, ana karakter artik Joseph değil. Onun modasi geçti geçen part :D Part 3'ün yildizi KuJo Jotaro.

Manga-ka burada okuyuculara biraz kiyak geçmiş sadece. Çünkü Joseph gerçekten çok sevildi. E malum Caesar'in başina gelenler belli, bunun aynisini Joseph'e de yapmak istememiş ve bir şekilde onu dahil etmiş Part 3'e. Power-up olarak da Hamon'unun yanina Stand veriyor. Merak etme yani Joseph hala hamona sahip, ek olarak da Stand geliyor Hermit Purple adinda. Evet o dikenli şey. Dikkat ederseniz Part2 anime açilişinda ilk saniyelerde arkaplanda o dikenler var :D

(Neden Joseph'e stand geliyor derseniz cevabini animede bulacaksiniz mantikli bir şekilde.)

(Ek not: Joseph'in 180 derece dönüştüğünü düşünme derim, 7'sinde neyse 70'inde o diye bir laf boşuna yok. :P Sadece yaşlandiği için elbette ki bazi şeyleri değişecek, bu da gerçekçilik katiyor.)

JoJo's Bizarre Adventure OP2 (HD) - YouTube

Hermit Purple (diken) Stand'i, 10-11 saniyeleri arasinda geçiyor:

7GX2T.jpg

Ek olarak Caesar'in crimson-bubble'i:

7GXbp.jpg

ve son sahnede geçen uzay:

7GXe9.jpg

gibi hoş ayrintilar da var bu Opening'de :D

Yorum bağlantısı
Hemen paylaş

UnderminE ne güzel yazmışsın ben de eklemelerimi yapayım.

Öncelikle Dio, kendisini sevmemeniz normal, çünkü anime dünyasının en kaotik karakterlerinden biri oluyor kendisi. Saygı duyulası bir karakter beklemeyin, ama benim saygım büyüktür Dio'ya, kendisi gündüzleri dışarı çıkamaz ama kendisini kitap okuyarak geliştirir, boş bir karakter değildir yani. Hatta bu kitaplardan biri de Kuran'dır. Bununla ilgili olaylar çıkmıştı zamanında, bana da evinde boş boş tutmaktansa okuyor olması hayranlığımı artırmıştı. Genel olarak karakter profili, birçok kötü karakterin hayal edebileceğinden daha kalitede. Araki-sensei yıllar boyu bu karakterin hep bir şekilde geliştirdi, manganın her partında yer almıyor maalesef, ama en az onun kadar kaliteli karakterler yer verdi. Kira gibi.

İkinci olarak ripple tekniği zamanına göre çok iyiydi. Okuduğumda büyük keyif vermişti. Ama devreye standların girmesi mangayı çok daha güzelleştirdi. Yani standlar sadece karakterlerin yanında gardiyan olarak savaşan şeyler değil, Araki-sensei bu fikri o kadar iyi uyguladı ki fiziksel bir formu olmayan yada çok daha farklı senaryolara yol açan bir sistem yarattı. Ayrıca birçok karakterin standları olmadan dövüşebiliyor olması da ayrı bir durum. Ki her standın farklı özelliklere sahip olması stand sisteminin en önemli özelliği, biri yakın dövüş, biri uzak dövüş, biri dövüşle akalalı değil, biri bazı engelleri aşabilmek için, vs. Mangayı okumuş olsanız Araki-sensei'nin ne kadar yaratıcı bir akla sahip olduğunu görürdünüz. Ayrıca kendisi yaşlanma sorununa çözüm bulmakla beraber yıllar boyunca tek saçının bile beyazlamamış olması ve yüzünde zerre kırışıklık olmamasıyla kıskandırıyor beni. Yine ayrıca 4chan'da kendisine God diye hitap ediyorlar. Biraz abartı olabilir tabi, ama hakkaten bu adamın dehasını görememiş olmanızı mangayı okumamış olmanıza bağlıyorum.

Çizimler konusunda yıllar boyunca kendini geliştirdi mangaka, rahatsız olduğunuz efemine el kol haraketleri ve buna abes gelen iri kıyım karakter tasarımları aslında bildiğim kadarıyla Hokuto no Ken'e gönderme yapayım derken, kendi stilini oluşturmasından ibaret. Jojo evreninin karakterleri fabulous diye tabir ediliyor, mangaka kendi kendiyle dalga geçiyor burada, bu da onun zekasının başka bir yönü. Yani alışılageldik çizim tarzlarını tercih ediyorsanız hayal kırıklığına uğramanız olası, Kaiji'nin mangakası Fukumoto-sensei'nin de epey farklı bir tekniği var, ama böyle adamlar çizimleri sadece aracı olarak kullanır, god tier kurguya ve karakterlere sahiptir eserleri.

Standlarla ilgili olarak şunu söyleyeyim, her biri bir müzik grubuna gönderme, sırf isim hakları yüzünden batıya oyun çıkamıyor, bizi üzüyor. Bu müzik grupları genelde rock ve metal grupların isimlerine sahip olsa da hiphopçılardan bile var. Vanilla Ice gibi. Hepsi için geçerli değil belki ama insanın yüzüne bir sırıtış yerleştiriyor çoğu zaman. Son olarak Dio, heavy metalin gelmiş geçmiş en önemli isimlerinden rahmetli (severim kendisini) Ronnie James Dio ve Godfather serisinin babası Marlon Brando'sundan alıyor ismini. Dio'yu sevmek için bir neden daha size.

Baş karakter ve Jojo sülalesi konusunda, bir kişinin ömrü boyunca yaşayacağı macera öyle yıllar boyu sürmez, en fazla bir iki maceraya atılır ve sonunda yerini başkalarına bırakır. Uzun soluklu animelerde One Piece, Bleach, Naruto gibi karakterler ne yaşlanmak biliyor ne de mangakalar maceralarına son verip yeni şeylere başlayabiliyor, biraz para meselesi tabi. Bleach tırt, Naruto eh işte, One Piece bu konuda ne kadar sevsem de epey suçlu. Biz modern bir yük gemisiyle Türkiye'den Çin'e ortalama 1 ayda gidebiliyorken, o kadar macera ve seyir yapan Luffy ve tayfası timeskipe kadar yaşlanmıyor, o kadar macera sonunda 30-40 yaşlarına gelmeleri lazımdı. Tabi realizm aramıyoruz bu serilerde. Jojo serisinde ise karakterler devamlı değiştiği için, hem yan karakterler hem de genel hikaye de değişiyor, aynı stil üzerinde farklı bir tat veriyor. Bu da okuyucunun ilgisini taze tutuyor. Hatta o derece ki mangaka ana karakter kurgusuna Jojo sülalesi beklesin bir part deyip, hiç beklenmedik bir karakteri ana karakter olarak koyuyor. Ama bunu çeşitli cameolarla servis edip partın farklı bir tat vermesinin önüne geçiyor. Hepsini geçtim, Steel Ball Run diye western bir hikaye anlatan part bile yarattı adam, daha ne olsun. :)

Joseph hotblood bir karakterden olgun bir karaktere dönüşüyor, tabi kişiliği tam olarak değişiyor diyemeyiz. Ama part 3te ekip olarak hareket ediyorlar ve yaşlı başlı bir adamdan genç halindekinin aynısı gibi bir profil çizmesini beklemek yanlış olur. Yaşı neticesiyle diğerlerine örnek olmalı ve yol göstermeli. Bir de Joseph'in yeteneği fotoğraf çekmekle sınırlı değil, pvden mi takıldınız o kısma, anlamadım?

Shin Megami Tensei ve Persona oyun serilerinde standlara çok benzeyen bir sistem var, iki külliyatı da çok sevdiğimden zaman zaman hayallere dalarım, acaba bir standım/personam olsa nasıl birşey olurdu diye. :)

Başka söylemek istediğim birşeyler daha var mı diye düşündüm uzun uzun, ama hem spoiler vermeyeyim, hem de overkill olmasın diye duruyorum, ama yazsam yazarım daha satır satır. :P

Yorum bağlantısı
Hemen paylaş

Valla suke yazdikça benim de yazasim geliyor bu konuda, Jojo'nun Türk ayağini bulmak gerçekten zor ve Jojo üzerine oturulsa hevesle saatlerce konuşulacak bir seri. Şimdilik fazla overkill yapmiyayim ben de, direk favorim 2 yaşindaki Jojo fan'inin başka bi videosunu atayim:

En sondaki Hinjaku Hinjaku :D

Yorum bağlantısı
Hemen paylaş

suke,

Dio'yu kötü karakter olarak severim. Yeniden çıkmasını istemememin nedeni sevmemem değil yani. Benim çok ilgimi çekmiyor diyebilirim.(Öyle kötü karakterlerle karşılaştım ki, anime dünyasından değil, çok etkileyeci gelmiyor bu karakter. Ama iyi bir kötü karakter tabii.) Kötü karakterlerin sürekli karşımıza çıkmasının ve gelişim göstermesinin de 500 bölümlük serideki ana karakterlerin power uplarından vb ne farkı kalır ki? Tabii bunu mangayı okumadığımdan bu seri için henüz kesin olarak söylemiyorum. Mangaka nasıl bir kurgu yaptı onu göreceğiz.

Önceki mesajımda yazdığım sevmediğim el, kol hareketleri, duruşlar vb. ni mangakanın neden yaptığı önemli değil ben sevmiyorum, çok kötü ve iğrenç görünüyor. Tabii bu benim düşüncem. Yani mangaka isteği anlamı, mesajı yüklesin, istediği şekilde aracı olarak kullansın. Bana göre yaptığı çalışmayı bozuyor böyle hamleler. Kaiji serisini severim tuhaf çizimleri olmasına rağmen, itici bir şeyler yoktu.

Bu arada tekrar söyleyeyim ben Jojo's Bizarre Adventure eserini çok beğendim, yanlış anlaşılmasın. sadece hoşuma gitmeyen bazı kısımları söyledim.

Yorum bağlantısı
Hemen paylaş

Mangayi okurken bazen pozlarla karşi karşiya kaldiğimda "ne alaka şimdi bu pozlar" dediğim oluyordu; ama sonra o "Bizarre Adventure" isminin "Bizarre" kismini biraz da o pozlarin sağladiğini farkettim açikçasi. Bi yerden sonra okurken 2 poz yapsalar da keyfimizi bulsak diyorsun :D

Dio konusunda haklisin ama Araki'nin (mangaka) orijinal biri olduğunu söylemiştim. Uzaktan baktiğinda evet, her şey değişiyor o kadar sene bi villain değişmiyor bu nasil iş diyor insan ama yakindan baktiğinda öyle olmadiğini anlayacaksin. Ki bence bana göre Part1'deki Dio ile Part3 Dio'su arasinda acayip farklar var, ben şahsen Dio'yu Part3'te daha çok sevdim. suke'nin de dediği gibi çok okuyan eden bi villain, zekasini da çok iyi kullanan bi villain.

Da neyse Part3'te hoş Dio sahneleri olacak eğer hepsini gösterirlerse :P

Yorum bağlantısı
Hemen paylaş

Hesap oluşturun veya yorum yazmak için oturum açın

Yorum yapmak için üye olmanız gerekiyor

Hesap oluştur

Hesap oluşturmak ve bize katılmak çok kolay.

Hesap Oluştur

Giriş yap

Zaten bir hesabınız var mı? Buradan giriş yapın.

Giriş Yap
×
×
  • Yeni Oluştur...

Önemli Bilgilendirme

Forum Kuralları'mızı okudunuz mı?