Jump to content
  • Kayıt Ol

Spor Animeleri İçin Terimler Sözlüğü (Beyzbol, Tenis, Futbol, Amerikan Futbolu)


fudy

Önerilen İletiler

Spor temalı animelerde geçen terimlerin anlamları bilinmediği için birçok animesever bu serileri izlemeye yanaşmıyor. Ben de dün oturdum One Outs çevirilerinde yardımı olabilir diye düşünerek bir sözlük hazırlamaya başladım. Animelerde izlerken geçen ve hatırladığım birçok beyzbol terimini topladım. Biraz Google biraz Wikipedia yardımıyla Türkçe karşılıklarını ve anlamlarını yazdım.

Şimdilik sadece beyzbol var ama sizler de ilerki günlerde konunun altına yeni terimler eklerseniz hem çevirmen hem de seyirmen açısından çok yardımı olacağını düşünüyorum.

~BEYZBOL~

[bimgx=200]http://img192.imageshack.us/img192/6171/beyzbol3.jpg[/bimgx]

En basit anlatımla beyzbol

Beyzbol oynanırken 9 savunma oyuncusu aynı anda sahada olur. Hücum oyuncuları ise birer birer vuruş noktasına gelerek defansın atacağı topa vurmaya çalışır. Oyun 9 devreden oluşur, her devrede iki bölüm vardır. Önce misafir takım topa vurmaya çalışır daha sonra ev sahibi takım. Her takımdan toplam 3 kişi oyun dışı kaldığında sıra öteki takıma geçer. Devre, her iki takımdan 3’er kişi oyun dışı kalınca biter. Oyuncu değişikliği yapıldığında, çıkan oyuncu bir daha oyuna giremez.

Oyuna ve her devreye deplasman takımı başlar. Son devrede deplasman takımı hücum hakkını kullandıktan sonra hala yenik durumda ise ev sahibi takımın hücum etmesi beklenmeksizin maç biter. Ve maçı ev sahibi takım kazanır. (Zaten önde olduklarından hücum yapmalarına gerek kalmaz.)

**** Sözlük ****

~ Ekipmanlar ~

Bat: Sopa

Glove: Eldiven

Helmet: Kask

Cap: Şapka

Doughnut: Ağırlık halkası (Vuruş sırası gelmeden önce sıradaki vurucunun sopasına ucuna taktığı ağırlıklı halkadır. Sopadan çıkarıldığında sopanın ağırlığı azalmış hissedilir ve daha rahat sallanılır.)

~ Oyuncu Pozisyonları ~

Ace: Yıldız (Takımın en iyi oyuncusu için kullanılır. Beyzbolda genellikle atıcı ya da clean-up vurucu olur.)

Pitcher: Atıcı

Batter veya hitter: Vurucu

Clean-up hitter: "Clean-up vurucu" (Atak yapan takımda vurucu pozisyonundaki dördüncü kişidir. Kendinden önce her hangi bir kalede koşucu olma ihtimali yüksek olduğundan bu pozisyona genellikle en iyi vurucular (Home run vurma ihtimalini yükseltmek için) konur.)

Catcher: Tutucu

Fielder: Saha oyuncusu (Savunma yapan takımda.)

Right fielder: Sağ kanat oyuncusu (Kısaca; Sağ kanat) (Savunma yapan takımda.)

Left fielder: Sol kanat oyuncusu (Kısaca; Sol kanat) (Savunma yapan takımda.)

Center: Orta saha oyuncusu (Kısaca; Orta saha) (Savunma yapan takımda.)

Shortstop: Kısa top yakalayıcısı (Kısaca; Kısa topçu) (Savunma yapan takımda.)

First baseman: 1. kaleci (Savunma yapan takımda.)

Second baseman: 2. kaleci (Savunma yapan takımda.)

Third baseman: 3. kaleci (Savunma yapan takımda.)

Runner: Koşucu (Vuruş yapıp kalelerden birinde yer alan oyunculara denir.)

Battery: "Batarya" (Atıcı-tutucu ikilisine verilen ad.) [Terimin Kökeni: Beyzbol maçlarında "battery" kelimesi ilk kez 1860'lı yıllarda Henry Chadwick tarafından Amerika İç Savaşı'nın yaşandığı dönemde kullanılan ağır toplardan esinlenilerek telaffuz edilmiştir. Daha sonraları terim yıllar geçtikçe yayılmış ve takımın savunma gücünün ana öğesi olan atıcı-tutucu ikilisine verilen bir isim olarak yer etmiştir.]

Relief pitcher: Yedek atıcı (Yorulan veya sakatlanan atıcının yerine oyuna giren atıcıya verilen addır. Normalde maçın ortalarında oyuna girerler.)

Closer: Sonlandırıcı (Maçın sonlarına doğru oyuna giren atıcıdır. Özellikle başa baş giden maçlarda baskı altında kalmayacak atıcılar seçilir. Galibiyet bu oyuncuya bağlı olduğundan oldukça önemlidir.)

Pinch hitter: Yedek vurucu (Hücum sırasında yedek oyunculardan biri vurucu olarak oyuna girebilir. Beyzbolda her an oyuncu değiştirilebileceğinden vuruş sırası geldiğinde sayı yapma ihtimali daha yüksek oyunvu oyuna alınabilir. Ancak iyi düşünülmesi gerekir. Çünkü beyzbolda çıkan oyuncu bir daha oyuna giremez.)

~ Maç İlerleyişi ~

[bIMG]http://img26.imageshack.us/img26/8001/beyzbolsaha1.jpg[/bIMG]

Inning: Devre

Pitching: Atış

Batting: Vuruş

Strike: Iska

Out: Dışarıda

Strikeout: "Strikeout" (Atıcının yaptığı atışlar sonucu 3 ıska ile vurucunun devre dışı kalmasıdır.)

Safe: İçerde

Run: Sayı (Koşucunun oyundan çıkmadan tüm kaleleri dolaşıp sonuçta merkez kale levhasına dokunup sayı yapmasıdır.)

Time: Mola

Base: Kale

Home base: Başlangıç kalesi

Play: Oyna (Hakemin "oyunu başlat" komutu veya "dead ball" pozisyonunu iptal komutu.)

Extra Inning: Uzatma devresi (9 devre sonucu beraberlik bozulmazsa 5 devrelik bir uzatma daha oynanır. Bu devrelerde de eşitlik bozulmazsa maç 2 gün sonra tekrarlanmak üzere sonlandırılır.)

Batting Lineup: Hücum sıralaması (Hücum eden takımda vuruş yapacak oyuncuların sıralaması.)

Seventh-inning Stretch: Yedinci Devre Gevşemesi (Yedinci devrenin ortasında seyirciler yerlerinden kalkarak esneme hareketleri yaparlar ve kaslarını açarlar. Kimi olduğu yerde yaparken kimileri de ayağa kalkıp gezer. Satıcılar satış yapabilirler. Bu aynı zamanda oyuncular için de kısa bir dinlenme molası olmuş olur. Bu Amerikan Beyzbolunda gelenek haline gelen bir uygulama olmuştur.)

Perfect game: Mükemmel oyun (Atıcı veya atıcıların, rakip takımdan bir oyuncunun bile vuruş yaparak kale almasına müsaade etmediği ve maçın bu şekilde sonlandığı oyuna verilen addır.)

Complete game: Eksiksiz oyun (Maça başlayan atıcının tüm maç boyunca oyunda kalmasıdır. Yerine yedek atıcılardan kimse geçmemiştir.)

Balk: Faul (Atıcının koşucu veya koşuculara karşı yaptığı illegal hareket. Bu durumda her koşucu bir kale ilerleme hakkı elde eder.)

Double Play: Çifte oyun (Kesintisiz bir hareket sonucu iki ofansif oyuncunun defans oyuncuları tarafından, bu iki oyundan çıkartma (Putout) arasında hata yapılmadan oyundan çıkartılması.)

Called Game: Bazı sebeplerden dolayı hakem tarafından bitirilmiş oyuna denir.

Wind-up Position: Atıcının atış yaptıgı iki legal pozisyondan biri. Atıcının hareketine başlamasıyla topu atana kadarki geçen süre biraz daha fazla olduğundan kalelerde her hangi bir koşucu varsa sonraki kaleyi alma ihtimali artar.

ERA (Earned Run Average): Atıcının karşı takıma kazandırdığı koşuların maç başına ortalamasidir. Yani attığı toplara ne kadar vurmuşlar onu gösteren bir istatistik. Ne kadar düşükse atıcının o kadar iyi olduğu anlamı çıkarılabilir.

~ Atış Çeşitleri ~

[bIMG]http://img199.imageshack.us/img199/9666/beyzbol4.jpg[/bIMG]

Change-up: Aynı atış stili olmasına rağmen farklı tarz atış yapmaktır. Örneğin fastball attıktan sonra forkball atmak gibi. Bu sayede vurucunun kafası karışmış olur.

Fastball (Straight): Beyzbolda en yaygın kullanılan atış çeşididir. Bu atışta önemli olan iki şey vardır; hız ve kontrol. Topu olabildiğince hızlı atmanın yanında vuruş alanına da (strike zone) denk getirmek gerektir. Saatte 170 km/s hızla bile atış yapabilen oyuncular vardır.

Breaking Ball: Değişken top (Fastball gibi düz bir hat üzerinde değil de değişken rotalarda giden toptur. Fastball'a göre vuruş yapılması zor bir atış şeklidir.)

Curveball: Kavisli top (Değişken top'un çeşitlerinden biridir. Düz bir hat üzerinde gelmeyen toptur. Fastball'un tersine top sadece arkaya değil de diagonal şekilde dönüş gösterir. Bu da nereye gideceğini kestirmeyi oldukça güçleştirir.)

Slider: Yanlamasına aşağıdan yapılan atışlardır. Kavisli ve fastball arası bir atıştır. Topun aldığı falso kavisli toptan daha azdır ama daha hızlı gider.

Knuckle: Değişken toplara benzer şekilde olmasına karşın atış yapıldıktan sonra top bir aşağı bir yukarı oynak gibi hareket ettiğinden vurulması çok güçtür.

Forkball: Knuckle atışına benzer bir yol izler ama vuruş alanına yaklaşana kadar daha az aşağı yukarı hareket eder. Vurucu topa hareket ettikten sonra birden aşağı inerek vurucunun ıskalamasını sağlar.

Gyroball: Japon oyuncular tarafından kullanılmaya başlanan bir atıştır. Bu teknikte özel bir tutuş şekli filan yoktur. Sadece atıcının omzunun sağlamlığına dayanır.

Walk (Base On Balls): Yürütmek (AKendisine, vuruş bölgesi (Strike Zone) dışına giden dört ball atılan vurucuya verilen birinci kaleye gitme ödülüdür. Bu ödül sonucu söz konusu vurucu, vuruş yapmasına gerek kalmadan birinci kaleye yürür. Bir nevi teknik faul.)

Ball: "Hata" (Vuruş bölgesinden (Strike Zone) geçmeyen ve vurucu (Batter) tarafından da vurulmayan atış. Top vuruş bölgesine gelmemesine rağmen vurucu sopasını sallarsa ve vuramazsa ıska olarak değerlendirilir. Eğer atış önce yere çarpıp oradan sekerek vuruş bölgesinden geçerse, bu da "ball" olarak değerlendirilir. Eğer bu tür bir atış vurucuya dokunursa, vurucu birinci kaleye ilerleme hakkı elde eder. Eğer vurucu böyle bir atışa vurursa uçuş halindeki topa vurulmuş gibi kabul edilir. En fazla dört "ball" atılabilir. Beşincisinde vurucu birinci kaleye ilerleme hakkı elde eder.)

Dead Ball: Ölü top (Kurallardan kaynaklanan bir durum sebebiyle geçici olarak oyununu durması sonucunda oyun dışı kalan top.)

~ Vuruş Çeşitleri ~

[bIMG]http://img26.imageshack.us/img26/2607/beyzbol7.jpg[/bIMG]

Home run: "Home run" (Vurucunun topu oyun alanı dışına yollamasıdır. Bir vurucunun takımına sağlayabileceği en büyük yarar sayı turudur. Çünkü normal bir koşuda bir vurucu ancak bir sayı kazandırabilirken, sayı turunda sahada ne kadar koşucu varsa bir o kadar daha sayı kazandırmış olur.)

Grand slam: Home run'ın en beğenileni ise bütün kaleler doluyken (1, 2 ve 3) oluyor ki; bunun adına da "Grand slam" deniyor. Ve 4 sayı direk hücum takımına yazılıyor bu da tadından yenmiyor.

Sayanora home run: "Maç çeviren home run" (Atak yapan takım gerideyken ve kale/kalelerde oyuncu/oyuncular bulunurken vurucunun vurduğu home run sonucu tüm koşucuların sayı yaparak takımlarını öne geçirip maçı kazandığı durumlarda kullanılır.

Bunt: "Dokunmak" (Sopanın savrulması yerine, atılan topun önüne doğru kasıtlı olarak getirilmesi şeklinde, topun iç saha (Infield) içine yavaşça düşürülmesi.)

Fly Ball: Uçan top (Vurucu tarafından vurulan ve havada yüksekten uçan top.)

Sacrifice Bunt: "Koşucu ilerletme" (Kale/kalelerde bulunan koşucu/koşucuların ilerlemesi için bilerek bunting vurmaktır. Bu vuruşla vurucu kendinin dışarı gönderilmesini gözel alır. Taktik amaçlı yapılır.)

Hit and Run: Vur-koş (Burada amaç topa vuruş yapmak değil kaleden koşmaya başlayan koşucunun sonraki kaleye ulaşmasını sağlayacak kadar vakit kazanmak adına topa dokunarak oyalanmaktır.)

Sacrifice Fly: Üçüncü kalede bulunan koşucunun başlangıç kalesine dönerek sayı yapabilmesi uğruna topu olabildiğince uzağa vurmaktır. Topun yere düşme ihtimali az olduğundan vurucunun oyun dışı kalma olasılığı yüksektir. Taktik amaçlı yapılır.

Inside-the-park home run: Saha içi home run. (Yapılan vuruş sonucu top dışsahada uzak bir noktaya düşmesine rağmen oyuncu tüm kaleleri koşarak dolaşır ve sayı yapar.)

Foul Ball: Faul (Vurucunun topa vurmasına rağmen oyun sahası içerisine düşmediği durumlardır.)

Mound: Tepe (Atıcının atış yaparken normalden biraz yüksekte durduğu yer.)

Infield: İç saha

Outfield: Dış saha

Strike zone: Vuruş bölgesi

Catcher’s Box: Kaleci Kutusu (Atıcı atışını yapana kadar tutucunun içinde bekleyeceği alan.)

Bullpen: Saha kenarında yedek atıcıların oyuna girmeden önce ısınmak için hafif atışlar yaptıkları alana denir.

=================================

~TENİS~

[bimgx=200]http://img687.imageshack.us/img687/9091/tennis555.jpg[/bimgx]

Bu aralar tenisle ilgili bir seri çevirdiğim için araştırıp bir araya getirdiğim terimleri burada da paylaşmak istedim. Umarım terimlerle başı dertte olan arkadaşlara kolaylık sağlar. Kort tipleri veya alanın genişliği, eni boyu tarzı şeyleri gerek görmediğim için yazmıyorum. Basit anlamda tenisten bahsedip kullanılan terimleri açıklamam daha iyi olacak sanırım.

KISACA TENİS

Tenis, raketle iki kişi ya da iki kişilik iki takım arasında oynanan bir spordur. Oyuncular raketleri ile içi boş lastik topu ağ (net) üzerinden rakibinin sahasına (kort) atmaya çalışırlar.

İngiltere'den 1800lerde ilk olarak oynanmaya başlayan oyun, öncelikle İngilizce konuşulan ülkelerde yayılmıştır. Tenis bugün bir olimpiyat sporu olup, her seviyeden, her yaştan ve her ülkeden oyuncusu bulunmaktadır.

Oynama biçimi

Tenis dikdörtgen düz bir yüzeyin üzerinde genellikle betonda, balçıkta veya çimin üzerinde oynanır.

Normal bir puanlık oyun

Oyuncular veya çiftler nette karşılıklı bir biçimde durur. Bir oyuncu servisi uygular ve netin karşısındaki oyuncu(lar) yani rakib(ler)i alıcıdır. Servis kortun iki yarısı arasından değişir.

Her bir puan için, servis atan kişi sınır çizgisinin arkasında, orta işaret ile yan çizgi arasında durur. Alıcı onun tarafındaki netten istediği yerde durabilir ama genellikle servis kutusunun arkasındadır. Alıcı hazırsa servis atan atar.

Meşru olarak top nete değmeden üstünden rakiplerinin çaprazı sahasına iner.

Tenis Terimleri

Acceleration: Süratin artması, ivme.

Ace: Atılan geçerli servisin, rakip tarafından karşılanamaması, servis atanın direk sayı kazanması.

Açıyı kesmek: Mesela, volede hızla ileri doğru hareketlenerek, rakibin çapraz topunun daha fazla açi almasını önlemek veya arka saha toplarının daha uzun gitmesini önlemek için yapılan harekettir.

Advantage (Avantaj): Oyun sayılarının 40-40 beraber olmasından sonra alınan ilk sayı avantaj sayısını alan oyuncu eğer bir sayı daha alırsa oyunu kazanır.

All-raunder: Hücum ve müdafaa özelliklerine sahip olan,tenis kortunun her yerinde vuruşlarını mükemmel bir şekilde kullanabilen oyuncu.

Alley (Koridor): Tekler çizgisi ile çiftler çizgisi arasında kalan koridor (alan).

Approach Shot (Yaklaşma Vuruşu): Oyuncunun file önüne gelebilmesi için orta korttan yaptığı forehand veya backhand vuruşları.

Anticipation (Sezinleme): Oyuncunun rakip tarafından yaptığı tüm hareketleri izleyip, rakipten gelebilecek topun saha içindeki muhtemel yerine doğru hareketlenmesi, vuruş hazırlığına geçmesi.

Arka kort: Servis çizgisi, arka çizgi ve bunlann arasında kalan yan çizgilerden meydana gelen bölümdür.

ATP: (Profesyonel Tenisçiler Birliği(erkek): Dünya üzerindeki uluslar arası turnuvaları organize eden kuruluştur (Grand slam turnuvaları, Davis Cup, vb.)

Amerikan servis (Spin servis): Burgulu servis çeşitlerinden bir tanesi.

Anticipation (Antisipasyon): Rakipten gelen topa anlayarak, hissederek çok erken olarak hazır olmaktır.

Backcourt: Tenis sahasının arka çizgisi ile 3/4 kort arasında kalan bölge, arka çizgi oyuncularının kullanmayı tercih ettikleri alan olarak da adlandırılır.

Backhand: Sağ elle oynayan oyuncuların topa vücutlarının sol tarafında, sol elle oynayan oyuncuların topa vücutlarının sağ tarafında iken yaptıkları vuruştur.

Backhand Stroke (El arkası vuruş): Sağ elini kullanan oyuncunun sol tarafına gelen toplara yaptığı vuruş çeşidi.

Back-Swing: Vuruştan önce, raketin bir kavisle veya düz olarak geriye alınmasıdır.

Baseline (Arka Çizgi): Tenis sahasının her iki tarafında fileye 11.38 m. uzaklıkta bulunan kort sınırını belirleyen arka çizgidir.

Baseline Rally: Arka çizgide duran iki oyuncu arasında gidip gelen top.

Backspin: Arkadan Eğirim.

Backswing: Vuruştan önce raketin geriye salınımı teniste kullanılan herhangi bir vuruş 3 fazdan oluşmaktadır, 1.fazı backswing'dir.

Best of three: 3 set üzerinden oynana maçlarda 2 setin kazanılmasıyla oyuncunun maçı kazanması

Best of five: 5 set üzerinden oynanan maçta 3 setin kazanılmasıyla oyuncunun maçı kazanması (Grand Slam turnuvaları)

Block (Blok): Rakipten çok hızlı gelen toplara kısa raket hareketi ile verilen karşılık

Break Point (Servis kırılması): Servis atan oyuncunun kendi servis oyununu kaybetmesi

Break back: Kendi servis oyununu kaybettikten sonra rakip oyuncunun servis oyununda servisi kırarak oyunu kazanması

Bye: Fikstürde ilk tur maçını oynamadan 2.tura geçebilme hali

Centre Mark (Merkez Nokta): Arka çizgiyi ortadan ikiye ayıran çizgidir, servis kullanan oyuncu bu çizginin sağından ya da solundan doğru servis karesine servis atabilir.

Change of ends (Yer değiştirme): Tenis maçı sırasında oyuncuların toplamı tek olan oyunlarında yer değiştirmesi

Chop: Genellikle yükseğe (omuz hizasına) gelen toplara yukarıdan aşağıya kesilerek

vurulmasına denir.

Cros court shots (Çapraz vuruşlar): Sahayı çapraz geçen vuruşlardır, örneğin sahanın sağ kort çizgisinden sol kort çizgisine atılan vuruştur.

Çapraz vuruş: Topun çapraz olarak sahanın bir köşesinden vurulup, fileyi geçtikten sonra diğer sahanın çapraz köşesine düşmesi demektir.

Çift hata: Servis atışı sırasında, iki top hakkında da toplan fileye takmak veya servis karesi içine düşürememek suretiyle puanı kaybetmektir.

Çift oyunu: Her sahada iki oyuncu olmak üzere, dört oyuncu ile oynanan oyun şeklidir.

Çift oyunu dış çizgisi: Sahanın en dışında bulunan ve boydan boya geçen kenar çizgidir,yalnız çift oyunlarında kullanılır.

Deuce (Berabere): Oynanan oyunlarda sayıların 40-40 olma hali

Double Fault (Çift hata): Aynı servis alanına üst üste servis hatası yapılması

Double handed (Çift el): İki elini birden raketi kavrayarak vuruş yapılması

Down the line (Paralel top): Topun sol/sağ yan saha çizgilerine paralel vurulması

Drive: Genellikle üstten eğrimli güçlü vuruşlar yapılarak direk sayı almak, filedeki oyuncuyu geçmek için yapılan vuruşlar

Drop Shot (Kısa vuruş): Rakip sahanın file ile 1/2 kort arasına düşen, düştükten sonra az seken alttan eğrimli vuruştur

Düz vuruş: Topa düze yakın çok az spin ile vurmaktır.

Eastren Grip (Doğulu tutuş): Temel raket tutuşlarındandır. Amerikanın doğu yakasında türetilmiş bir raket tutuş şeklidir

Fallowthrough: Topa vurduktan sonra, raketin topun gittiği yönü izlemesidir.

Fault (Hata): Servis atışında kullanılan servisin belirlenen kuralların dışında hata yapılması hali

Flat serve (Düz servis): En hızlı servis atma yöntemidir. Özellikle 190 cm. üzerinde uzun boylu oyuncuların kullanması daha yüksek oranda başarı getirecektir.

Follow through (Hareketin devamı): Vuruşların yapılmasındaki 3 bölümün son aşamasıdır. Topa vurulduktan sonra raketin vuruşu tamamlama hareketini temsil eder.

Foot Fault (Ayak Hatası): Servis atışı sırasında oyuncu topa vurmadan arka çizgiye veya sahaya ayağı ile basması servis hatası olarak kabul edilir.

Forehand: Sağ elle oynayanların vücutlarının sağ tarafında, sol elle oynayanların ise sol taraflarında topa vurma şeklidir.

Game (Oyun): Bir sette yer alan bölümlerin her biridir. Her sette en az altı oyun oynanır. Dört (sıfır, 15, 30, 40), bazen de 5 (avantaj dahil) skordan oluşur. (Bir oyuncu veya bir tarafın, diğer rakip veyatakıma en az iki puan ilerde olduğu durumlarda game tamamlanmış olur. 40-0, 40-15, 40-30 gibi skorlarda 40 puanı alan oyuncu, bir sonraki puanı kazandığı zaman bir oyunu tamamlamış olur.)

Game Point / Game Ball (Oyun Puanı / Oyun Topu): Oyunu almak için gerekli olan puandır.

Groundstroke (Kaçara vuruşlar): Top yere değdikten sonra yapılan forehand ya da backhand vuruşudur.

Half Court (Yarı Kort): Servis çizgisine yakın olan kort alanıdır.

Half Volley (Yarım Vole): Top yere değdikten hemen sonra yapılan groundstroke vuruşudur.

IMG (International Management Group - Uluslararası İdare Grubu): Çok sayıda tenisçinin bağlı olduğu ve profesyonel turnuvalar düzenleyen büyük spor organizasyonlarından biridir. Advantage International ve ProServ de diğer iki büyük organizasyondur. Bunlardan başka, daha küçük organizasyonlar da vardır.

ITF (International Tennis Federation - Uluslararası Tenis Federasyonu): Grand Slam, Grand Slam Cup, Davis & Federation Cup ve Olimpiyat karşılaşmalarını organize eder.

Kısa açılı vuruş: File netinin üzerinden, çapraz olarak geçen ve genellikle servis karesi içine düşüp, rakip oyuncudan uzaklaşan bir vuruş şeklidir.

Kick Serve: Topun yönünü değiştiren ya da servis alanına düştüğünde beklenmeyen yere sekmesine neden olan kuvvetli servis vuruşu.

Knockout Competition (Eleme Maçı): Maçı kaybeden oyuncuların elendiği turnuva.

Let (Let): Topun fileye dokunarak karşı çaprazdaki servis sahasına geçmesine let adı verilir. Bu durumda servis atışının tekrarlanması gerekir. (Tekrar edilecek vuruşa denir. Genellikle servis atışında olur.)

Lingering: Oyun durduğu zaman tekrar oyuna başlamadan önce, bir oyuncunun kasıtlı davranarak, yavaş hareket ederek dinlenmeyi amaçlamasıdır.

Lob: Topun yükseğe atılmasıdır. Fileye yaklaşan rakip tenisçiyi zor durumda bırakmak için arkasına doğru yapılan aşırtma vuruştur. Vuruş yapan tenisçiye yerini alması için zaman kazandırdığından, savunma amaçlı da yapılabilir.

Lob-Vole: Vole vuruşuyla topu havaya lob şeklinde vurmak şeklidir. Genellikle diğer oyuncu veya oyuncular da file yakınında bulunurlar.

Longline (Uzun Çizgi): Kenar çizgisi boyunca ya da kenar çizgisi yakınına doğru yapılan vuruştur.

Loop: Groundstoke da vuruşu yapabilmek için yapılan geriye ve öne yapılan raket salınımının tamamı.

Love (Sıfır): Puan alamama; sıfır puanının yaygın ifade biçimidir. Fransızca "l'oeuf" kelimesinden türetilmiştir.

Lucky Loser / Playback: Bazı eleme turnuvalarında, yenilen oyuncunun diğer yenilen oyunculara karşı oynayarak, sonraki roundlara yükselme şansı vardır. Bu durumdaki oyunculara verilen ad "şanslı mağluplar" dır.

Match Point / Match Ball (Maç Puanı / Maç Topu): Tenisçinin maçı alması için gerekli olan puandır. (Maçın tamamlanmasına bir puan kalması durumudur. Mesela, 3 set üzerinden oyrıanan bir maçta; 6/4, 5/2, 40/15 gibi

veya, 5 set üzerinden oynanan bir maçta; 6/3, 7/5, 5/4, 40/30 gibi.

Mini-break: Servisi kullanan tenisçi, tie-break sırasında puan alamazsa mini-break olur.

MTC (Men's Tennis Council): Erkekler Tenis Konseyi Profesyonel erkek tenisçiler birliği.

Net: Kortu ikiye ayıran filedir. Kendir, naylon veya sentetik ağdan yapılır. Çapı 0.034" 'ü geçmeyen sıkı bir sicime asılarak iki kazık arasına gerilir. Orta Yüksekliği 91,4 cm.dir.

Net or Let (Net veya Let): Servis topu fileye dokunursa, file hakemi (net-chord judge) bu uyarıda bulunur.

Non-Playing Hand (Yardımcı El): Raket tutmayan eldir. Dengeleyici pozisyonundadır.

Not Up: Baş hakem tarafından, topun iki kez sekmesi (ikileme) halinde vuruşun geçersiz sayıldığının bildirilmesidir.

Overhead (Başüstü): Baş üstünden yapılan atıştır. Smaç da olduğu gibi.

Overhead Smash (Küt Vuruş): Genellikle yeterince yükseğe veya geriye atılmamış topu karşılamak için yapılan kuvvetli vuruştur. Servis vuruşuna benzer.

Overrule: Baş hakemin diğer hakemler tarafından verilen bir kararı değiştirme ya da düzeltme hakkıdır.

Ön kort: File, servis çizgisi ve bu iki kısım arasındaki yan çizgileri de kapsamına alan bölümdür.

Palming the Ball (Avuç Vuruşu): Topu avuçla karşılamadır.

Paralel vuruş: Topun kenar çizgisi yakınından vurulup, aynı paralelde giderek rakip sahada aynı çizgi civarına düşmesidir.

Passing Shot: Rakibi fileye gelmiş bir oyuncunun, topu onun vole vuramayacağı şekilde arka tarafa atması. (Filede bulunan rakip oyuncunun, topa dokunmasına fırsat vermeden onu geçen ve puan olan vuruşlara denir.)

Penalty Points (Penaltı Puanı): Sportmen olmayan davranış ihlali nedeniyle puan düşülmesidir.

Place-up: Servis sırasında topun havaya atılmasıdır.

Placement: Topun, genellikle rakibin karşılayamayacağı belirli bir alana atılmasıdır.

Rally (Ralli): Servis atışından sonraki karşılıklı vuruşlar. (Topun iki oyuncu arasında, hatasız gidip gelmesine denir.)

Receiver (Karşılayan): Servis topunu karşılayan oyuncu.

Return (Dönüş): Servisi karşılayan vuruştur. Ralli sırasındaki vuruşlara da denir.

Run the Ball Down (Topu Yakalamak): Uzak mesafedeki topu, koşarak ya da uzanarak karşılamaya çalışmak.

Second flight (İkinci havalanış): Topun yere çarpıp sıçramasından sonraki topun havalanışı.

Second Serve (İkinci servis): Oyuncuların oyuna başlamaları için iki servis şansı vardır. Birinci denemede başarısız olursa ikinci servis hakkını kazanırlar.

Seeding: Turnuvaya katılan en iyi oyuncuların numaralanmış listesidir. En iyi oynayanlar genel sıralamada daha alt sıradaki oyuncularla eşleşirler. Bu da üst sıralardaki oyuncuların ilk turda birbirlerine karşı oynamaları engellenmiş olur.

Serve and Volley (Servis Vole): Servis attıktan sonra oyuncunun fileye doğru koşup vole vuruşuyla puan almaya çalışması.

Service Line (Servis Çizgisi): Fileye paralel uzanır, orta çizgi ve yan çizgiyle beraber servis alanını belirler.

Set (Set): Her set 6 oyundan oluşur. 5-5 Berabere durumunda oyun 7 ye uzar. 6-6 berabere durumunda Tie-break oynanır. Genellikle maçı son setinde tie-break oynanmaz. Maçlar 3 veya 5 set üzerinden oynanır.

Set puanı: Seti kazanmak için ihtiyaç duyulan son puan. Mesela, 5/2, 40/15 gibi.

Set ball (Set puanı): Seti kazanmak için gereken son puandır.

Side line (Kenar çizgileri): Kortun uzununa olan sınır çizgileridir.örn:tekler ve çiftler kenar çizgileri

Slice (Kesme): Topa alttan eğirim vererek yapılan vuruştur. Topun vurulduktan sonraki uçuşu nete yakın geçer, top yere sektikten sonra fazla yükselmez ve kayarak büyük bir süratle ilerler.

Slice serve (Kesik servis): Eğrimli servis çeşitlerinden bir tanesidir. Top yere sektikten sonra nete yakın geçer ve sektikten sonra fazla yükselmeden kayarak giderler.

Smash (Smaç): Fileye yaklaşan oyuncunun aşırtma vuruşlarına karşı geliştirdiği servis vuruşuna benzeyen küt vuruşudur.

Spin (Üstten eğirim): Topa üstten eğirim vermek. Top filenin en az 1 metre üzerinden burgulu bir şekilde geçer ve yere sektikten sonra hızla yukarıya sıçrar.

Split step (Sıçrama adımı): Topu karşılamadan önce iki ayakla minik bir sıçrama yaparak topa vuruş pozisyonunu almak için yapılan adım.

Swing: Raketin, çeşitli kavisli hareketlerle önden arkaya veya arkadan öne doğru götürülmesine denir.

Single (Tek Oyun): iki oyuncu arasında, her sahada bir kişi olmak üzere oynanır.

Scrambling: Bir oyuncunun kendisinden uzağa düşen topa zamanında yetişmek için, ayaklarımı ve adımlarını gelişigüzel kullanarak son çabasıyla koşmağıdır.

Stringing (Tel çekmek): Oyuncular raketle topa vurabilmeleri için rakete belli bir gerginlikte çekilmiş olan telleri kullanırlar, topu daha çok kontrol etmek ve topa güçlü vurmak istiyorsanız raketinizin tellerini daha gergin çekmelisiniz veya topa hız vermek istiyorsanız raketinizin tellerini daha az gergin çekmelisiniz.

Sweet spot (Tatlı nokta): Mükemmel ve iyi bir vuruş hissi ile vuruş yapabilmek için raketin yüzeyindeki merkezi alandır.

T Pozisyonu: Orta çizginin servis çizgileriyle bağlandığı yerdir.

Tie-break: Oyunlardaki 6-6'lık beraberlik sonrasında oynanan oyundur. 7 sayı alan kazanır. Sayılardaki 6-6 berabere durumunda iki sayılık üstünlüğü kazanan tie-break'i kazanır.

Unforced error (Basit hata): Rakipten hiçbir baskı gelmediği halde yapılan basit hata.

USPTA: ABD profesyonel tenisçiler birliği.

USPTR: ABD kayıtlı profesyonel tenisçiler birliği kuruluşu.

Uzun vuruş: Normal vuruş veya vole vuruşlarında, topların rakip oyuncunun arka çizgisi civarına veya servis atışlarında, servis çizgisi yakınına düşmesidir.

X Pozisyonu: Oyuncunun orta sahada atak topunu vurduktan sonra, file ile servis çizgisi arasında ve topun geliş yönüne daha yakın, yani rakibin paralel veya çapraz vuruşunu yakalayabileceği pozisyon yeridir.

Volley (Vole): Bir oyuncu top yere değmeden yaptığı vuruşa vole denir.

Wild card: Pozisyonlarına ve aldıkları derecelere bakmaksızın turnuvayı gerçekleştiren organizasyon komitesinin oyunculara turnuvada oynama imkanı sağlamasıdır.

WTA: Bayan tenisçiler birliği.

  • Beğeni 1
Yorum bağlantısı
Hemen paylaş

Harika bir sözlük olmuş fudy, ellerine sağlık. Kural ve terimlere aşinalığım vardı ama bu kadar detaylı bilmiyordum. Teşekkürler. :)

Yorum bağlantısı
Hemen paylaş

çok açıklayıcı bir sözlük olmuş, ellerine sağlık fudy artık one outs'u daha rahat anlayabileceğim

Yorum bağlantısı
Hemen paylaş

Ellerine sağlık fudy, gerçekten de çok açıklayıcı gözüküyor.

Yorum bağlantısı
Hemen paylaş

Beyzbolla ilgili federasyonun eski sitesinde güzelinden bir iki döküman vardı, hakemler için hazırlanan dökümana şöyle bir bakmıştım, oradan hatırladığım kadarıyla home run'ı sayı turu olarak çevirmişlerdi...

Yorum bağlantısı
Hemen paylaş

Beyzbolla ilgili federasyonun eski sitesinde güzelinden bir iki döküman vardı, hakemler için hazırlanan dökümana şöyle bir bakmıştım, oradan hatırladığım kadarıyla home run'ı sayı turu olarak çevirmişlerdi...

Öyle yazdığını bilmiyordum bak. Ama Cross Game çevirilerinde sayı turu olarak çevirmiştim zaten. Ama tam olarak karşılamadığını düşündüğümden olduğu gibi bırakmayı daha uygun görüyorum şimdi. Adam diyor "şimdi home run vuracağım" sen bunu "şimdi sayı turu vuracağım" diye çeviremezsin. Onun yerine; "topu şimdi sahanın dışına göndereceğim" diye bir çeviri uygun düşer ama bu da sahnenin verdiği heyecanı veya komediyi tam karşılamaz. Bu tür tam karşılığı olmayan bazı terimleri olduğu gibi bırakma taraftarıyım.

Yorum bağlantısı
Hemen paylaş

Aslında herşeyin Türkçe'sini bulacağız diye çok fazla kasıyoruz bazen. Bu spor da bir çeşit kültür ve kelimeleri çevirmeden almamak çok da lüzumlu değil. Uzun yıllar önce Türkiye'ye gelmiş ve popüler kültürün bir parçası olmuş olsaydı bir takım Türkçe tabirler zaten oluşurdu. Mesela basketboldaki turnike, kimse lay-up demez mesela. Bu şekilde sonradan Türkçe'leştirmeye kalktığımızda bazen komik denecek tercümelerle karşılaşıyoruz. Örneğin, compact disc yerine yoğun tekerlek.

Kendi mesleğimden örnek vereyim. Biz denizcilerin kendilerine özgü bir dili vardır. Yer yer duyup kulak aşinalığı edinenler vardır. Mesela alesta kelimesi hazırlık yapmak anlamına gelir. Vira etmek, demir almak anlamına gelir. Gemici terimleri konusunda çok komik hatalara da rastladım. Starboard deck terimini yıldız tahtası güvertesi olarak çevirmişlerdi. İnsan bir sözlüğe baksa starboard kelimesinin geminin sağ tarafı için kullanıldığını ve Türkçe karşılığının da sancak güverte olduğunu çözmek çok zor değil. Neyse, ben de bir takım kelimelerin olduğu gibi bırakılmasından yanayım.

Yorum bağlantısı
Hemen paylaş

Öyle yazdığını bilmiyordum bak. Ama Cross Game çevirilerinde sayı turu olarak çevirmiştim zaten. Ama tam olarak karşılamadığını düşündüğümden olduğu gibi bırakmayı daha uygun görüyorum şimdi. Adam diyor "şimdi home run vuracağım" sen bunu "şimdi sayı turu vuracağım" diye çeviremezsin. Onun yerine; "topu şimdi sahanın dışına göndereceğim" diye bir çeviri uygun düşer ama bu da sahnenin verdiği heyecanı veya komediyi tam karşılamaz. Bu tür tam karşılığı olmayan bazı terimleri olduğu gibi bırakma taraftarıyım.

Bakış açısı tabii, az önce kontrol ettim ilgili siteye eklenmiş yine aynı dökümanlar. Biz gözden geçirilmesinde yarar var...

Yorum bağlantısı
Hemen paylaş

Gerçekten çok teşekkür ederim. Ve bu sözlüğün devamının gelmesini de 4 gözle bekliyor olacağım. Sporla aram iyi değil. Çeviriken çok zorlanıyorum. Genellikle de sporla ilgili geçen cümlelerimi barış abi hep düzeltir zaten :spit:

Bu arada benim gibi spor cahillerine yaptığım bir hata, Word "Beyzbol" kelimesini beysbol diye düzeltiyor. Bu hataya düşmeyin :D

Yorum bağlantısı
Hemen paylaş

  • 1 yıl sonra...

Çok detaylı bir sözlük teşekkürler paylaşım için...Sadece beyzbolu kapsaması düşündürücü diğerleri de olsaydı sen o zaman bak :ne noldu:

Yorum bağlantısı
Hemen paylaş

Gerçekten çok güzel bir sözlük olmuş, çeviriler için 2 kez beyzbol terimiyle karşılaşmıştım, birinci Knuckle, 2. Curveball, spor animesi çevirisi yapanlar için gerçekten kullanışlı olabilir.

Yorum bağlantısı
Hemen paylaş

Bu aralar tenisle ilgili bir seri çevirdiğim için araştırıp bir araya getirdiğim terimleri burada da paylaşmak istedim. Umarım terimlerle başı dertte olan arkadaşlara kolaylık sağlar. Kort tipleri veya alanın genişliği, eni boyu tarzı şeyleri gerek görmediğim için yazmıyorum. Basit anlamda tenisten bahsedip kullanılan terimleri açıklamam daha iyi olacak sanırım.

KISACA TENİS

Tenis, raketle iki kişi ya da iki kişilik iki takım arasında oynanan bir spordur. Oyuncular raketleri ile içi boş lastik topu ağ (net) üzerinden rakibinin sahasına (kort) atmaya çalışırlar.

İngiltere'den 1800lerde ilk olarak oynanmaya başlayan oyun, öncelikle İngilizce konuşulan ülkelerde yayılmıştır. Tenis bugün bir olimpiyat sporu olup, her seviyeden, her yaştan ve her ülkeden oyuncusu bulunmaktadır.

Oynama biçimi

Tenis dikdörtgen düz bir yüzeyin üzerinde genellikle betonda, balçıkta veya çimin üzerinde oynanır.

Normal bir puanlık oyun

Oyuncular veya çiftler nette karşılıklı bir biçimde durur. Bir oyuncu servisi uygular ve netin karşısındaki oyuncu(lar) yani rakib(ler)i alıcıdır. Servis kortun iki yarısı arasından değişir.

Her bir puan için, servis atan kişi sınır çizgisinin arkasında, orta işaret ile yan çizgi arasında durur. Alıcı onun tarafındaki netten istediği yerde durabilir ama genellikle servis kutusunun arkasındadır. Alıcı hazırsa servis atan atar.

Meşru olarak top nete değmeden üstünden rakiplerinin çaprazı sahasına iner.

Tenis Terimleri

Acceleration: Süratin artması, ivme.

Ace: Atılan geçerli servisin, rakip tarafından karşılanamaması, servis atanın direk sayı kazanması.

Açıyı kesmek: Mesela, volede hızla ileri doğru hareketlenerek, rakibin çapraz topunun daha fazla açi almasını önlemek veya arka saha toplarının daha uzun gitmesini önlemek için yapılan harekettir.

Advantage (Avantaj): Oyun sayılarının 40-40 beraber olmasından sonra alınan ilk sayı avantaj sayısını alan oyuncu eğer bir sayı daha alırsa oyunu kazanır.

All-raunder: Hücum ve müdafaa özelliklerine sahip olan,tenis kortunun her yerinde vuruşlarını mükemmel bir şekilde kullanabilen oyuncu.

Alley (Koridor): Tekler çizgisi ile çiftler çizgisi arasında kalan koridor (alan).

Approach Shot (Yaklaşma Vuruşu): Oyuncunun file önüne gelebilmesi için orta korttan yaptığı forehand veya backhand vuruşları.

Anticipation (Sezinleme): Oyuncunun rakip tarafından yaptığı tüm hareketleri izleyip, rakipten gelebilecek topun saha içindeki muhtemel yerine doğru hareketlenmesi, vuruş hazırlığına geçmesi.

Arka kort: Servis çizgisi, arka çizgi ve bunlann arasında kalan yan çizgilerden meydana gelen bölümdür.

ATP: (Profesyonel Tenisçiler Birliği(erkek): Dünya üzerindeki uluslar arası turnuvaları organize eden kuruluştur (Grand slam turnuvaları, Davis Cup, vb.)

Amerikan servis (Spin servis): Burgulu servis çeşitlerinden bir tanesi.

Anticipation (Antisipasyon): Rakipten gelen topa anlayarak, hissederek çok erken olarak hazır olmaktır.

Backcourt: Tenis sahasının arka çizgisi ile 3/4 kort arasında kalan bölge, arka çizgi oyuncularının kullanmayı tercih ettikleri alan olarak da adlandırılır.

Backhand: Sağ elle oynayan oyuncuların topa vücutlarının sol tarafında, sol elle oynayan oyuncuların topa vücutlarının sağ tarafında iken yaptıkları vuruştur.

Backhand Stroke (El arkası vuruş): Sağ elini kullanan oyuncunun sol tarafına gelen toplara yaptığı vuruş çeşidi.

Back-Swing: Vuruştan önce, raketin bir kavisle veya düz olarak geriye alınmasıdır.

Baseline (Arka Çizgi): Tenis sahasının her iki tarafında fileye 11.38 m. uzaklıkta bulunan kort sınırını belirleyen arka çizgidir.

Baseline Rally: Arka çizgide duran iki oyuncu arasında gidip gelen top.

Backspin: Arkadan Eğirim.

Backswing: Vuruştan önce raketin geriye salınımı teniste kullanılan herhangi bir vuruş 3 fazdan oluşmaktadır, 1.fazı backswing'dir.

Best of three: 3 set üzerinden oynana maçlarda 2 setin kazanılmasıyla oyuncunun maçı kazanması

Best of five: 5 set üzerinden oynanan maçta 3 setin kazanılmasıyla oyuncunun maçı kazanması (Grand Slam turnuvaları)

Block (Blok): Rakipten çok hızlı gelen toplara kısa raket hareketi ile verilen karşılık

Break Point (Servis kırılması): Servis atan oyuncunun kendi servis oyununu kaybetmesi

Break back: Kendi servis oyununu kaybettikten sonra rakip oyuncunun servis oyununda servisi kırarak oyunu kazanması

Bye: Fikstürde ilk tur maçını oynamadan 2.tura geçebilme hali

Centre Mark (Merkez Nokta): Arka çizgiyi ortadan ikiye ayıran çizgidir, servis kullanan oyuncu bu çizginin sağından ya da solundan doğru servis karesine servis atabilir.

Change of ends (Yer değiştirme): Tenis maçı sırasında oyuncuların toplamı tek olan oyunlarında yer değiştirmesi

Chop: Genellikle yükseğe (omuz hizasına) gelen toplara yukarıdan aşağıya kesilerek

vurulmasına denir.

Cros court shots (Çapraz vuruşlar): Sahayı çapraz geçen vuruşlardır, örneğin sahanın sağ kort çizgisinden sol kort çizgisine atılan vuruştur.

Çapraz vuruş: Topun çapraz olarak sahanın bir köşesinden vurulup, fileyi geçtikten sonra diğer sahanın çapraz köşesine düşmesi demektir.

Çift hata: Servis atışı sırasında, iki top hakkında da toplan fileye takmak veya servis karesi içine düşürememek suretiyle puanı kaybetmektir.

Çift oyunu: Her sahada iki oyuncu olmak üzere, dört oyuncu ile oynanan oyun şeklidir.

Çift oyunu dış çizgisi: Sahanın en dışında bulunan ve boydan boya geçen kenar çizgidir,yalnız çift oyunlarında kullanılır.

Deuce (Berabere): Oynanan oyunlarda sayıların 40-40 olma hali

Double Fault (Çift hata): Aynı servis alanına üst üste servis hatası yapılması

Double handed (Çift el): İki elini birden raketi kavrayarak vuruş yapılması

Down the line (Paralel top): Topun sol/sağ yan saha çizgilerine paralel vurulması

Drive: Genellikle üstten eğrimli güçlü vuruşlar yapılarak direk sayı almak, filedeki oyuncuyu geçmek için yapılan vuruşlar

Drop Shot (Kısa vuruş): Rakip sahanın file ile 1/2 kort arasına düşen, düştükten sonra az seken alttan eğrimli vuruştur

Düz vuruş: Topa düze yakın çok az spin ile vurmaktır.

Eastren Grip (Doğulu tutuş): Temel raket tutuşlarındandır. Amerikanın doğu yakasında türetilmiş bir raket tutuş şeklidir

Fallowthrough: Topa vurduktan sonra, raketin topun gittiği yönü izlemesidir.

Fault (Hata): Servis atışında kullanılan servisin belirlenen kuralların dışında hata yapılması hali

Flat serve (Düz servis): En hızlı servis atma yöntemidir. Özellikle 190 cm. üzerinde uzun boylu oyuncuların kullanması daha yüksek oranda başarı getirecektir.

Follow through (Hareketin devamı): Vuruşların yapılmasındaki 3 bölümün son aşamasıdır. Topa vurulduktan sonra raketin vuruşu tamamlama hareketini temsil eder.

Foot Fault (Ayak Hatası): Servis atışı sırasında oyuncu topa vurmadan arka çizgiye veya sahaya ayağı ile basması servis hatası olarak kabul edilir.

Forehand: Sağ elle oynayanların vücutlarının sağ tarafında, sol elle oynayanların ise sol taraflarında topa vurma şeklidir.

Game (Oyun): Bir sette yer alan bölümlerin her biridir. Her sette en az altı oyun oynanır. Dört (sıfır, 15, 30, 40), bazen de 5 (avantaj dahil) skordan oluşur. (Bir oyuncu veya bir tarafın, diğer rakip veyatakıma en az iki puan ilerde olduğu durumlarda game tamamlanmış olur. 40-0, 40-15, 40-30 gibi skorlarda 40 puanı alan oyuncu, bir sonraki puanı kazandığı zaman bir oyunu tamamlamış olur.)

Game Point / Game Ball (Oyun Puanı / Oyun Topu): Oyunu almak için gerekli olan puandır.

Groundstroke (Kaçara vuruşlar): Top yere değdikten sonra yapılan forehand ya da backhand vuruşudur.

Half Court (Yarı Kort): Servis çizgisine yakın olan kort alanıdır.

Half Volley (Yarım Vole): Top yere değdikten hemen sonra yapılan groundstroke vuruşudur.

IMG (International Management Group - Uluslararası İdare Grubu): Çok sayıda tenisçinin bağlı olduğu ve profesyonel turnuvalar düzenleyen büyük spor organizasyonlarından biridir. Advantage International ve ProServ de diğer iki büyük organizasyondur. Bunlardan başka, daha küçük organizasyonlar da vardır.

ITF (International Tennis Federation - Uluslararası Tenis Federasyonu): Grand Slam, Grand Slam Cup, Davis & Federation Cup ve Olimpiyat karşılaşmalarını organize eder.

Kısa açılı vuruş: File netinin üzerinden, çapraz olarak geçen ve genellikle servis karesi içine düşüp, rakip oyuncudan uzaklaşan bir vuruş şeklidir.

Kick Serve: Topun yönünü değiştiren ya da servis alanına düştüğünde beklenmeyen yere sekmesine neden olan kuvvetli servis vuruşu.

Knockout Competition (Eleme Maçı): Maçı kaybeden oyuncuların elendiği turnuva.

Let (Let): Topun fileye dokunarak karşı çaprazdaki servis sahasına geçmesine let adı verilir. Bu durumda servis atışının tekrarlanması gerekir. (Tekrar edilecek vuruşa denir. Genellikle servis atışında olur.)

Lingering: Oyun durduğu zaman tekrar oyuna başlamadan önce, bir oyuncunun kasıtlı davranarak, yavaş hareket ederek dinlenmeyi amaçlamasıdır.

Lob: Topun yükseğe atılmasıdır. Fileye yaklaşan rakip tenisçiyi zor durumda bırakmak için arkasına doğru yapılan aşırtma vuruştur. Vuruş yapan tenisçiye yerini alması için zaman kazandırdığından, savunma amaçlı da yapılabilir.

Lob-Vole: Vole vuruşuyla topu havaya lob şeklinde vurmak şeklidir. Genellikle diğer oyuncu veya oyuncular da file yakınında bulunurlar.

Longline (Uzun Çizgi): Kenar çizgisi boyunca ya da kenar çizgisi yakınına doğru yapılan vuruştur.

Loop: Groundstoke da vuruşu yapabilmek için yapılan geriye ve öne yapılan raket salınımının tamamı.

Love (Sıfır): Puan alamama; sıfır puanının yaygın ifade biçimidir. Fransızca "l'oeuf" kelimesinden türetilmiştir.

Lucky Loser / Playback: Bazı eleme turnuvalarında, yenilen oyuncunun diğer yenilen oyunculara karşı oynayarak, sonraki roundlara yükselme şansı vardır. Bu durumdaki oyunculara verilen ad "şanslı mağluplar" dır.

Match Point / Match Ball (Maç Puanı / Maç Topu): Tenisçinin maçı alması için gerekli olan puandır. (Maçın tamamlanmasına bir puan kalması durumudur. Mesela, 3 set üzerinden oyrıanan bir maçta; 6/4, 5/2, 40/15 gibi

veya, 5 set üzerinden oynanan bir maçta; 6/3, 7/5, 5/4, 40/30 gibi.

Mini-break: Servisi kullanan tenisçi, tie-break sırasında puan alamazsa mini-break olur.

MTC (Men's Tennis Council): Erkekler Tenis Konseyi Profesyonel erkek tenisçiler birliği.

Net: Kortu ikiye ayıran filedir. Kendir, naylon veya sentetik ağdan yapılır. Çapı 0.034" 'ü geçmeyen sıkı bir sicime asılarak iki kazık arasına gerilir. Orta Yüksekliği 91,4 cm.dir.

Net or Let (Net veya Let): Servis topu fileye dokunursa, file hakemi (net-chord judge) bu uyarıda bulunur.

Non-Playing Hand (Yardımcı El): Raket tutmayan eldir. Dengeleyici pozisyonundadır.

Not Up: Baş hakem tarafından, topun iki kez sekmesi (ikileme) halinde vuruşun geçersiz sayıldığının bildirilmesidir.

Overhead (Başüstü): Baş üstünden yapılan atıştır. Smaç da olduğu gibi.

Overhead Smash (Küt Vuruş): Genellikle yeterince yükseğe veya geriye atılmamış topu karşılamak için yapılan kuvvetli vuruştur. Servis vuruşuna benzer.

Overrule: Baş hakemin diğer hakemler tarafından verilen bir kararı değiştirme ya da düzeltme hakkıdır.

Ön kort: File, servis çizgisi ve bu iki kısım arasındaki yan çizgileri de kapsamına alan bölümdür.

Palming the Ball (Avuç Vuruşu): Topu avuçla karşılamadır.

Paralel vuruş: Topun kenar çizgisi yakınından vurulup, aynı paralelde giderek rakip sahada aynı çizgi civarına düşmesidir.

Passing Shot: Rakibi fileye gelmiş bir oyuncunun, topu onun vole vuramayacağı şekilde arka tarafa atması. (Filede bulunan rakip oyuncunun, topa dokunmasına fırsat vermeden onu geçen ve puan olan vuruşlara denir.)

Penalty Points (Penaltı Puanı): Sportmen olmayan davranış ihlali nedeniyle puan düşülmesidir.

Place-up: Servis sırasında topun havaya atılmasıdır.

Placement: Topun, genellikle rakibin karşılayamayacağı belirli bir alana atılmasıdır.

Rally (Ralli): Servis atışından sonraki karşılıklı vuruşlar. (Topun iki oyuncu arasında, hatasız gidip gelmesine denir.)

Receiver (Karşılayan): Servis topunu karşılayan oyuncu.

Return (Dönüş): Servisi karşılayan vuruştur. Ralli sırasındaki vuruşlara da denir.

Run the Ball Down (Topu Yakalamak): Uzak mesafedeki topu, koşarak ya da uzanarak karşılamaya çalışmak.

Second flight (İkinci havalanış): Topun yere çarpıp sıçramasından sonraki topun havalanışı.

Second Serve (İkinci servis): Oyuncuların oyuna başlamaları için iki servis şansı vardır. Birinci denemede başarısız olursa ikinci servis hakkını kazanırlar.

Seeding: Turnuvaya katılan en iyi oyuncuların numaralanmış listesidir. En iyi oynayanlar genel sıralamada daha alt sıradaki oyuncularla eşleşirler. Bu da üst sıralardaki oyuncuların ilk turda birbirlerine karşı oynamaları engellenmiş olur.

Serve and Volley (Servis Vole): Servis attıktan sonra oyuncunun fileye doğru koşup vole vuruşuyla puan almaya çalışması.

Service Line (Servis Çizgisi): Fileye paralel uzanır, orta çizgi ve yan çizgiyle beraber servis alanını belirler.

Set (Set): Her set 6 oyundan oluşur. 5-5 Berabere durumunda oyun 7 ye uzar. 6-6 berabere durumunda Tie-break oynanır. Genellikle maçı son setinde tie-break oynanmaz. Maçlar 3 veya 5 set üzerinden oynanır.

Set puanı: Seti kazanmak için ihtiyaç duyulan son puan. Mesela, 5/2, 40/15 gibi.

Set ball (Set puanı): Seti kazanmak için gereken son puandır.

Side line (Kenar çizgileri): Kortun uzununa olan sınır çizgileridir.örn:tekler ve çiftler kenar çizgileri

Slice (Kesme): Topa alttan eğirim vererek yapılan vuruştur. Topun vurulduktan sonraki uçuşu nete yakın geçer, top yere sektikten sonra fazla yükselmez ve kayarak büyük bir süratle ilerler.

Slice serve (Kesik servis): Eğrimli servis çeşitlerinden bir tanesidir. Top yere sektikten sonra nete yakın geçer ve sektikten sonra fazla yükselmeden kayarak giderler.

Smash (Smaç): Fileye yaklaşan oyuncunun aşırtma vuruşlarına karşı geliştirdiği servis vuruşuna benzeyen küt vuruşudur.

Spin (Üstten eğirim): Topa üstten eğirim vermek. Top filenin en az 1 metre üzerinden burgulu bir şekilde geçer ve yere sektikten sonra hızla yukarıya sıçrar.

Split step (Sıçrama adımı): Topu karşılamadan önce iki ayakla minik bir sıçrama yaparak topa vuruş pozisyonunu almak için yapılan adım.

Swing: Raketin, çeşitli kavisli hareketlerle önden arkaya veya arkadan öne doğru götürülmesine denir.

Single (Tek Oyun): iki oyuncu arasında, her sahada bir kişi olmak üzere oynanır.

Scrambling: Bir oyuncunun kendisinden uzağa düşen topa zamanında yetişmek için, ayaklarımı ve adımlarını gelişigüzel kullanarak son çabasıyla koşmağıdır.

Stringing (Tel çekmek): Oyuncular raketle topa vurabilmeleri için rakete belli bir gerginlikte çekilmiş olan telleri kullanırlar, topu daha çok kontrol etmek ve topa güçlü vurmak istiyorsanız raketinizin tellerini daha gergin çekmelisiniz veya topa hız vermek istiyorsanız raketinizin tellerini daha az gergin çekmelisiniz.

Sweet spot (Tatlı nokta): Mükemmel ve iyi bir vuruş hissi ile vuruş yapabilmek için raketin yüzeyindeki merkezi alandır.

T Pozisyonu: Orta çizginin servis çizgileriyle bağlandığı yerdir.

Tie-break: Oyunlardaki 6-6'lık beraberlik sonrasında oynanan oyundur. 7 sayı alan kazanır. Sayılardaki 6-6 berabere durumunda iki sayılık üstünlüğü kazanan tie-break'i kazanır.

Unforced error (Basit hata): Rakipten hiçbir baskı gelmediği halde yapılan basit hata.

USPTA: ABD profesyonel tenisçiler birliği.

USPTR: ABD kayıtlı profesyonel tenisçiler birliği kuruluşu.

Uzun vuruş: Normal vuruş veya vole vuruşlarında, topların rakip oyuncunun arka çizgisi civarına veya servis atışlarında, servis çizgisi yakınına düşmesidir.

X Pozisyonu: Oyuncunun orta sahada atak topunu vurduktan sonra, file ile servis çizgisi arasında ve topun geliş yönüne daha yakın, yani rakibin paralel veya çapraz vuruşunu yakalayabileceği pozisyon yeridir.

Volley (Vole): Bir oyuncu top yere değmeden yaptığı vuruşa vole denir.

Wild card: Pozisyonlarına ve aldıkları derecelere bakmaksızın turnuvayı gerçekleştiren organizasyon komitesinin oyunculara turnuvada oynama imkanı sağlamasıdır.

WTA: Bayan tenisçiler birliği.

Yorum bağlantısı
Hemen paylaş

canım ellerine sağlık tenis pek ilgi alanıma girmesede ilgileneneler için yararlı olmuş keşke futbol içinde olsa ..

Yorum bağlantısı
Hemen paylaş

Yazarız Worlesscım seni mi kırayım? İzlemekten olmasa da oynamaktan hoşlanıyorum. :) Terimlerine de aşinayım. Biraz araştırmayla hepsi dökülür. İlgilenenler için de faydalı olur umarım.

KISACA FUTBOL

On bir oyuncudan oluşan iki takım ve bir futbol topu ile oynanan dünyanın en popüler sporudur. Başta Avrupa ve Güney Amerika ülkeleri olmak üzere hemen hemen tüm ülkelerde çok sevilir ve geniş bir izleyici kitlesi tarafından izlenir.

*Türkiye'deki en popüler spor da kuşkusuz futbol. O zaman terimlerini de İngilizce karşılıklarıyla birlikte burada verelim ki karşımıza çıkınca afallatmasın.

Futbol Terimleri

attacker forvet oyuncu

away game deplasmanda oynanan maç

away team konuk takım

centre circle orta yuvarlak

corner kick köşe atışı

cross taç çizgisindeki forvet oyuncusunun, sahanın ortasındaki ya da çaprazındaki takım arkadaşına attığı pas

crossbar kale üst direği

defenders savunma oyuncusu

draw berabere kalmak

dropped ball hava atışı

equalizer beraberlik golü

extra time uzatma dakikaları

fixture spor müsabakası

forward forvet

foul faul

free kick frikik serbest vuruş

friendly game dostluk maçı

goal gol

goal area kale önü

goal kick penaltı

goal line kale çizgisi

goalkeeper kaleci

goalpost kale direği

goal scorer golcü

halftime devre arası

hand ball elle oynama

header kafa vuruşu

home takımın kendi sahası

hooligan holigan, fanatik

injured player sakatlanan oyuncu

injury time (futbolda) uzatma süresi

kick-off başlama vuruşu

linesman yan hakem

midfield ortasaha

midfield line orta saha çizgisi

midfield player orta saha oyuncusu

opposing team rakip takım

own goal kendi kalesine gol atma

pass pas

penalty area ceza sahası

penalty kick penaltı vuruşu

penalty spot penaltı noktası

red card kırmızı kart

referee hakem

score skor (ya da puan)

scorer skorer

scoreboard puan tahtası

second half ikinci yarı

side maç yapan taraflardan her biri

sideline taç çizgisi

spectator taraftar

striker sahanın ortasında yer alan takımın en iyi oyuncusu

studs krampon çivileri

substitute yedek oyuncu

tackle rakipten top kapmak

tie berabere kalmak

tiebreaker Sporda eşitliği bozmak için oynanan oyun

ticket tout karaborsacı (biletleri fahiş fiyata satan tipler;)

to keep goal kalecilik yapmak

to score a goal topu ağlara göndermek

touch line taç çizgisi

underdog galip gelmesi beklenmeyen takım zayıf ve güçsüz takım

unsporting sportmence olmayan davranış

whistle düdük sesi

winger kanat oyuncusu

Nihayet bitti. Aralarında itiraz edebileceğiniz şeyler varsa düzeltebilirim, çünkü bir kısmını hazır bulsam da çoğunu kendim yazmak zorunda kaldım. Umarım kullanışlı olur.

Yorum bağlantısı
Hemen paylaş

Teşekkürler. İngilizce unutmuşum bazılarını şimdi düzelttim tekrar. :D Zaman buldukça diğer sporlarınkileri de yazacağım.

Yorum bağlantısı
Hemen paylaş

yuh bu ne hız :S korktum.:qhipnoz: çeviri hızına zaten ben editlerken yetişemiyordum evrim anlaşılan sadece editte değil ben sana hiç bir şeyde yetişemeyecem :D ellerine sağlık ne diyim ya

vay olaya bak bende 1 yıl oynamıştım :D

Yorum bağlantısı
Hemen paylaş

AMERİKAN FUTBOLU

futebolamericano1.jpg

~ Pozisyonlar ~

Hücum Takımı <HT>

QB: Oyun kurucu <OK>

RB: Koşucu <K>

(HB: Hızlı koşucu) <HK>

(FB: Büyük koşucu) <BK>

(WB: Açık koşucu ) <AK>

WR: Dış açık <DA>

(SR: Ara açık ) <AA>

TE: İç açık <IA>

T: Dış koruma <DK>

G: İç koruma <IK>

C: Orta (koruma) <O>

(OL: Hücum çizgisi) <HC>

Savunma Takımı <ST>

LB: Çizgi arkası <CA> <DCA> <ICA>

CB: Açık savunma <AS>

DE: Uç savunma <US>

DT: İç savunma <IS>

(NT: Orta savunma)

(DL: Savunma çizgisi) <SC>

FS: Serbest savunma <SS>

SS: Güçlü savunma <GS>

Özel Takımlar <OT>

H: Tutucu <T>

P: Degajcı <D>

K: Vurucu <V>

Kick Team: Başlangıç Takımı <BT>

Field Goal Team: Gol Takımı <GT>

Return Team: İlerleme Takımı <IT>

Punt Team: Degaj Takımı <DT>

~ Malzemeler ~

Helmet : Kask

Facemask : Yüz Koruması

Chin Strap : Çenelik

Jaw Pad : Yanaklık

Helmet pads : Kask içlikleri

Shoulder Pad : Omuzluk

Body Pads : Vücut Korumaları

Jersey : Forma

Cleat : Krampon

Pant : Pantol(Odtü’lü arkadaşlardan alıntıdır)

Cowboy Collar : Omur koruması

Neckroll : Boyun koruması / Boyunluk

Eyeshield : Göz koruması

~ Saha ~

Yard : Yard

Goal Post : Kale

End Zone : Gol Bölgesi

Red Zone : Tehlikeli Bölge

Sideline : Kenar Çizgi

Hashmarks : Orta Noktalar

Pylon : Piyon (ODTU)

Gameclock : Oyun saati

Backfield : Arka saha

Line of Scrimmage : Başlangıç Çizgisi

End Line : Son Çizgi

Goal Line : Gol Çizgisi / Sayı Çizgisi

Inbounds : Saha içi

Out of Bounds : Saha Dışı

Midfield : Orta Saha

First Down - İlk Hak

Touch Down - Gol

Touch Back : Taç

Field Goal - Alan Golü

Safety - Savunma Sayısı

Interception TD, Recovery TD - Savunma golü

2pt conversion - 2 Sayılık gol

1pt conversion - Tek sayılık gol

~ Cezalar ~

Encroachment : Tarafsız Alan İhlali

Offside : Ofsayt

Eligible Receiver : Uygun Pas Tutucu

Ineligible Receiver Down field : Uygun olmayan pas tutucu ihlali

False Start : Hatalı Başlangıç

Fair Catch Interference : Guvenli tutuş İhlali

Offensive Pass Interference : Hücum pas ihlali

Defensive Pass Interference : Savunma pas ihlali

Helping the runner : Koşucuya Kural dışı yardım

Holding : (Kural Dışı) Tutma

Personal Foul : Kişisel Ceza

Chop Blok : Hatalı ikili blok

Delay of Game : Oyunun Gecikmesi

Illegal Formation : Hatalı oyuncu Düzeni

Illegal Shift : Hatalı oyuncu hareketleri

Illegal Motion : Hatalı oyuncu hareketi

Illegal Procedure : Hatalı oyuncu başlangıcı

Intentional Grounding : Kural dışı pas atma

Unsportsmanlike conduct : Centilmenlik dışı hareket

Unnecessary roughness : Gereksiz Sertlik

Roughing the passer/punter : Oyun kurucuya/ sertlik

Tripping : Hatalı hareket / Çemle takma

Clipping : Hatalı Blok

Spearing : Kaskın kural dışı kullanımı

Yorum bağlantısı
Hemen paylaş

teşekkürler fudy

aslında bunları ilk mesajda toplasak daha güzel olur

Yorum bağlantısı
Hemen paylaş

Şimdi çok yorgunum. Bir ara süsler püsler güzel bir şekilde birleştiririm hepsini. :goz kirpma:

Yorum bağlantısı
Hemen paylaş

Bu sporların arasında voleybol da eksik kalmasın. Kısaca nasıl oynandığını ve terimlerini paylaşayım dedim.

KISACA VOLEYBOL

file ile ikiye bölünmüş bir oyun alanı üzerinde iki takım tarafından oynanan bir spordur. Oyunun amacı, topu filenin üzerinden göndererek rakip takımın oyun alanında yere değmesini sağlamak ve rakip takımında aynı amaca ulaşmasını önlemektir. Takımların rakip alana gönderirken topa üç kez vurma hakkı vardır (blok teması dışında).

Top oyuna servis ile sokulur, servisi atan oyuncu topu filenin üzerinden rakip alana gönderir. Rally, topun oyun alanına değmesi, harice gitmesi veya bir takımın hata yapmasına kadar devam eder.

Voleybolda bir rally kazanan takım bir sayı alır (Rally Sayı Sistemi). Servisi karşılayan takım rallyi kazandığında bir sayı ve servis kullanma hakkı kazanır ve oyuncuları saat yönünde bir pozisyon dönerler.

Voleybol Terimleri

Açı Kapatma: (Closing preferred angle) : Blok yapmakta olan oyuncuların yan yana gelememe durumunda görev aldıkları alanı kapatmak için uğraş vermeleri.

Açık Top: (Deep Set ) : Açık top oyun, fileden uzakta kurulur ve smaç hücum çizgisi yakınında gerçekleşecek şekilde tasarlanır. Bu kurgular, blok oyuncularının zamanlamasını bozmayı amaçlar.

Adam Adama Blok: (Man to man block) : Blokçuların birer hücumcuyu alarak birbirlerine yardım etmeden hücümcuya bire bir blok yapmaları durumu.

Adımlama: (approaching) : Smaç vuruşunun topa yanaşma tekniğinde ayakların yaptığı hareket.

Alan Savunması: (Perimeter Defense) :Arka hat defans oyuncularının, bitiş çizgisinden ve yan çizgilerden bir metre içerisi ile üç metre çizgisi arasında kalan alanda çalışması.

Altı-İki: (Six-Two) : Dört vurucu ve iki oyun kurucu kullanan altı oyunculu bir hücum yöntemi. Oyun kurucular ön hatta olduklarında vurucu, arka hatta olduklarında pasördür.

Arka Dublaj: (Back coverage) : Sahanın gerisinde kalarak arka alana gelecek topları bekleme.

Plase: (Dink) : Topa yavaşça vurulmasıdır; genellikle bloğun yanından veya üstünden aşırtılır. Ayrıca, topu filenin yakınında, defanstaki bir açığa doğru başarıyla göndermek anlamına gelir.

Pozisyon Hatası: (Position fault) : Servis atılırken veya servis karşılanırken hakem işaretini vermeden oyuncuların birbirlerinin önüne, sağına ve soluna geçiş yapmaları.

Parmak Pas: Yüksekten gelen topu, takım arkadaşına pas kaldırmak için kullanılan topa vuruş şekli.

Manşet: Top, parmak pas vuramayacak kadar alçak olursa, elleri birleeştirip kolları gergin tutarak kullanılan savunma biçimi.

Smaç: Kaldırılan pasa adım alarak iki, üç veya dört numarada bulunan oyuncuların hücum için kullanılan topa vurma biçimi.

Yorum bağlantısı
Hemen paylaş

sporun el altmadığın dalı varmı :D ellerine sağlık yayarlı bir sözlük olcak bu gidişle burası

Yorum bağlantısı
Hemen paylaş

Tsubasa'nın birkaç bölümünden başka spor animesi izlemediğimi hatırlamıyorum forumda da çok az çeviri var zaten yararlı olcaktır...Spor animesine ilgim az ama bundan sonra göz atabilirim...

Yorum bağlantısı
Hemen paylaş

Aslında en uzun süre uğraştığım ancak bileğimde kalıcı hasar bıraktığı için bir daha ilgilenemediğim boks hakkında da detaylı bilgi vermek istiyorum. Bunu -şahsen- bir spor olarak görmüyorum. Spor olduğunu söyleyenlerle de tartışmaya girmeyeceğim. Hajime no Ippo, Ashita no Joe gibi serileri izleyenler boks terimlerine az çok aşinadır. Bilmedikleri terimleri de bu başlıkta toplu olarak bulabilirler.

KISACA BOKS

Boks karşılaşmaları ringte yapılır. Ring, üç veya dört sıra halatla çevrili ve yerden yüksekliği en az 91 cm en fazla 122cm olan kare biçiminde bir alandır. Halat aralıkları en az 40 cm olmalıdır. Ringte kırmızı mavi ve tarafsız beyaz köşeler vardır. Sporcular ait oldukları köşeden, hakem ve doktor ise jüri masasına yakın olan beyaz köşeden ringe çıkar.

Profesyonel boksta ringin büyüklüğü 5-6 m², amatör boksta ise en az 3-6 m²’dir. Boks karşılaşmalarında, her iki boksörün de aynı sıklette (ağırlıkta) olması gerekir.

Profesyonel ve amatör boksun kuralları birbirinden farklıdır. Amatör boksörler 227 gr ağırlığında, profesyonel boksörler ise ağırlığı 170-283 gr arasında değişen eldivenler kullanırlar. Profesyonel boksörler yalnızca şort, amatör boksörler ise şort ve atlet giyer. Hem amatör hem de profesyonel boksörler karşılaşmada diş ve kasık koruyucuları kullanırlar. Amatör boksörler ayrıca koruyucu başlık da takabilirler.

*Ringin metrekaresiyle ilgili olan kısmı bizi pek ilgilendirmiyor ama boksörlerin ve eldivenlerin ağırlığı kısmının ilginizi çekeceğini düşündüm. Ayrıca amatör ve profesyonel boksör arasındaki farkı da böylelikle açıklamış olduk. Gelelim kurallara. O kısma da uzun uzun değinmek istemiyorum zira terimlerle ilgili bir sözlük ne de olsa. Sadece amatör karşılaşmaların kısa olduğunu ve yalnızca ikişer dakikalık üç raunt sürdüğünü, profesyonel maçların ise, her biri üç dakikalık olmak üzere en fazla 15 raunt yapılabildiğini bilirsek yeter. Terimlere geçelim o halde.

Boks Terimleri

Knockout (KO): "Nakavt" Yumruk veya yumruk kombinasyonlarıyla yere inen rakibin hakemin 10′a kadar saymasıyla birlikte ayağa kalkamaması sonucu maçı kaybetmesi anlamına gelen bir terimdir.

Knockdown: Yumruk veya yumruk kombinasyonlarıyla yere inen rakibin hakemin 8′e kadar saymasıyla birlikte ayağa kalkıp maça devam etmesini ifade eden bir terimdir.

Technical Knockout (TKO): "Teknik Nakavt" Yumruk veya yumruk kombinasyonlarıyla zor duruma düşen rakibin maçın hakemi tarafından devam edemeyeceğini ifade eden bir terimdir, kısaltması TKO’dur.

Referee Technical Decision (RTD): "Hakem Teknik Kararı" Raunt arasına girilen maçta rakibin kendi isteğiyle veya köşesinin isteğiyle maça devam edememesiyle birlikte hakemin maçı bitirmesini ifade eden bir terimdir.

Unanimous Decision (UD): "Oy birliğiyle karar" Sonucu puanla belirlenen maçın 3 sayı hakeminin de tek bir boksörün kazandığına hükmetmesi sonucunu ifade eden bir boks terimidir.

Split Decision (SD):"Ayrık karar" Sonucu puanla belirlenen maçın 3 sayı hakeminden ikisinin bir boksörün kazandığına hükmetmesini diğer hakemin ise rakip boksörün kazandığına hükmetmesini ifade eden bir boks terimidir.

Majority Decision (MD): "Oy çokluğuyla karar" Sonucu puanla belirlenen maçın 3 sayı hakeminden ikisinin bir boksörün kazandığına hükmetmesini diğer hakemin ise iki boksörün berabere kaldığına hükmetmesini ifade eden bir boks terimidir.

Technical Decision (TD): "Teknik Karar" Kazayla olan kafa kafaya çarpışma sonucunda boksörlerden birisinin kaşta açılma gibi bir nedenle mücadeleye devam edememesi sonucunda o raunta kadar olan maç puanları toplanmasını ve galip olan taraf belirlenmesini ifaden eden bir terimdir.

Draw (D): "Berabere" Sonucu puanla belirlenen maçın 3 sayı hakeminin de maçı berabere olarak ilan etmesi veya bir hakemin berabere, bir hakemin bir boksöre, diğer hakemin ise rakip boksörü kazandığına hükmetmesi sonucunda oluşan bir boks terimidir.

Majority Draw (MD): "Oy çokluğuyla beraberlik" Sonucu puanla belirlenen maçın 3 sayı hakeminden ikisinin boksörlerin berabere kaldığına hükmetmesini diğer hakemin ise bir boksörün kazandığına hükmetmesini ifade eden bir boks terimidir.

Technical Draw (TD): "Teknik Beraberlik" Kazayla olan kafa kafaya çarpışma sonucunda boksörlerden birisinin kaşta açılma gibi bir nedenle mücadeleye devam edememesi sonucunda o raunta kadar olan maç puanlarının toplanmasıyla birlikte iki boksörün berabere kalmasını ifade eden bir terimdir.

Disqualification (DQ): "Diskalifiye" Bir maçta iki boksörden birisinin kural dışı vuruş nedeniyle maçtan atılmasını ifaden eden bir terimdir.

No Contest (NC): "Müsabaka Yok" Bu sonucun birkaç nedeni olmasına rağmen genellikle bir sporcunun maç sonrası dopingli madde kullandığının tespit edilmesiyle verilmektedir.

Referee: Ring Hakemi

Judge: Sayı Hakemi (Profesyonel boksta 3 sayı hakemi bulunmaktadır.)

Scorecard: "Skor kartı" Profesyonel boksta 3 sayı hakeminin verdiği 3 skor kartı bulunmaktadır. Skor kartları sayıyla biten maçlarda kullanılmaktadır.

Punch: Yumruk

Left Punch: Sol Yumruk

Right Punch: Sağ Yumruk

Uppercut: Aparkat yumruk

Hook: Kroşe yumruk

Jab: Direk Yumruk

Cornerman: Köşe Adamı

Throw in the Towel:"Havlu Atmak" Köşe adamının boksörünün maça devam etmesini istememesi sonucunda beyaz havluyu ringe atmasıyla oluşan durumu anlatan bir boks terimidir. Bu durumda maç TKO ile biter.

Headbutt: Kafa atmak

Accidental Headbutt: Kaza eseri kafa atmak

Clash of Heads: Kafa kafaya çarpışmak

Height: Boy uzunluğu

Weight: Ağırlık

Reach (Wingspan): "Kanat Açıklığı" Boksta iki kol arası uzunluğu ifade eden terimdir.

Promoter: Organizatör

Heavyweight: "Ağır siklet" 200 lb/90,72 kg üzeri ağırlığa sahip boksörlerin yer aldığı siklettir.

Cruiserweight/Junior Heavyweight: "Kruvazör Siklet" Maksimum 200 lb/90,72 kg ağırlığında olan boksörlerin yer aldığı siklettir.

Light Heavyweight: "Hafif Ağır Siklet" Maksimum 175 lb/79,4 kg ağırlığında olan boksörlerin yer aldığı siklettir.

Super Middleweight: "Süper Orta Siklet" Maksimum 168 lb/76,2 kg ağırlığında olan boksörlerin yer aldığı siklettir.

Middleweight: "Orta Siklet" Maksimum 160 lb/72, 6 kg ağırlığında olan boksörlerin yer aldığı siklettir.

Light Middleweight/Super Welterweight/Junior Middleweight: "Hafif Orta Siklet" Maksimum 154 lb/69,9 kg ağırlığında olan boksörlerin yer aldığı siklettir.

Welterweight: "Velter Siklet" Maksimum 147 lb/66, 7 kg ağırlığında olan boksörlerin yer aldığı siklettir.

Light Welterweight/Super Lightweight/Junior Welterweight: "Hafif Velter Siklet" Maksimum 140 lb/63,5 kg ağırlığında olan boksörlerin yer aldığı siklettir.

Lightweight: "Hafif Siklet" Maksimum 135 lb/61,2 kg ağırlığında olan boksörlerin yer aldığı siklettir.

Super Featherweight/Junior Lightweight: "Süper Tüy Siklet" Maksimum 130 lb/59 kg ağırlıındaki boksörlerin yer aldığı siklettir.

Featherweight: "Tüy Siklet" Maksimum 126 lb/57,2 kg ağırlığındaki boksörlerin yer aldığı siklettir.

Super Bantamweight/Junior Featherweight: "Süper Horoz Siklet" Maksimum 122 lb/55,3 kg ağırlığındaki boksörlerin yer aldığı siklettir.

Bantamweight: "Horoz Siklet" Maksimum 118 lb/53,5 kg ağırlığındaki boksörlerin yer aldığı siklettir.

Super Flyweight/Junior Bantamweight: "Süper Sinek Siklet" Maksimum 115 lb/52,2 kg ağırlığındaki boksörlerin yer aldığı sikletttir.

Flyweight: "Sinek Siklet" Maksimum 112 lb/50,8 kg ağırlığındaki boksörlerin yer aldığı siklettir.

Light Flyweight/Junior Flyweight: "Hafif Sinek Siklet" Maksimum 108 lb/49 kg ağırlığındaki boksörlerin yer aldığı siklettir.

Minimumweight/Strawweight/Mini Flyweight: "Minimum Siklet" Maksimum 105 lb/47,6 kg ağırlığındaki boksörlerin yer aldığı siklettir.

Won: "Kazanılan" Bir boksörün kazandığı maç sayısını gösteren istatistiktir.

Lost: "Kaybedilen" Bir boksörün kaybettiği maç sayısını gösteren istatistiktir.

Drawn: "Berabere biten" Bir boksörün berabere kaldığı maç sayısını gösteren istatistiktir.

Division: "Klasman" Bir boksörün hangi siklette olduğunu gösteren boks terimidir.

Alias: "Takma İsim" Bir boksörün takma ismini gösteren boks terimidir.

Stance: "Duruş Biçimi" Bir boksörün hangi garda sahip olduğunu gösteren bir boks terimidir.

Orthodox: Düz Gardlı

Southpaw: Sol Gardlı/Ters Gardlı/Solak

Boxer: Boksör

Boxing: Boks

Pro Debut: "Profesyonel boksa başlangıç" Profesyonel boksta ilk maçına çıkan boksör için kullanılan bir boks terimidir.

Main Event: "Ana Müsabaka" Birçok maçın bir arada yer aldığı boks organizasyonlarında en önemli maçı ifade etmek için kullanılan bir boks terimidir.

Undercard: Birçok maçın bir arada yer aldığı boks organizasyonlarında ana müsabakanın altında yer alan maçları ifade etmek için kullanılan bir boks terimidir.

Cut: Kesik (Boksörlerin kaşlarında açılma gibi durumları ifade eden bir boks terimidir.)

Undisputed Champion: "Tartışmasız Şampiyon" 4 büyük federasyondan -WBC, WBA, WBO ve IBF- üç tanesinin dünya şampiyonluk kemerini kazanan boksörlere verilen unvandır.

Super World Champion: "Süper Dünya Şampiyonu" Sadece WBA’de yer alan bir unvandır. Bu unvanı alan boksör WBA’de 1 numaralı şampiyondur.

World Champion: "Dünya Şampiyonu" WBO, WBC ve IBF için bu unvanı kazanan boksör 1 numaralı şampiyonken, WBA’de 2 numaralı şampiyondur.

Interim Champion: "Geçici Şampiyon" Herhangi bir kemerde şampiyon boksörün sakatlık vb. nedenlerden ötürü bir süredir unvan koruma maçına çıkmamasından dolayı unvanın bulunduğu federasyon olası bir kemerin boşa çıkması durumunu engellemek için interim şampiyon ilan eder. Eğer asıl şampiyon siklet değiştirme, boksa ara verme gibi durumlar nedeniyle kemeri bırakırsa Interim Şampiyonun bir sonraki maçı asıl şampiyonluk maçıdır.

Silver Champion: "Gümüş Şampiyon" Sadece WBC’de bulunan bir unvan olup bu kemere sahip olanlar WBC için 2 numaralı şampiyondur. Bu unvan 2010 yılı Nisan ayından itibaren yürürlüktedir.

Intercontinental Champion: Kıtalararası Şampiyon

International Champion: Uluslararası Şampiyon

Inaugural Title: "Açılış Unvanı" Yürürlüğe yeni konulan bir kemerin açılış maçında verilen unvanı tanımlamak için kullanılan bir boks terimidir.

Commission: Komisyon

Ratings: "Reytingler" Bir siklette yer alan boksörleri derecelendiren listelerdir. Dört büyük federasyonda sadece şampiyondan sonra ilk 15′te yer alan boksörler, dünya şampiyonuyla maç yapma hakkına sahiptirler.

Belt: Kemer

Clinch: Boksta iki boksörün birbirine sarılmasını ifade eden terimdir.

Rabbit Punch: Boksta yasaklanmış bir yumruk çeşididir. Bu kavram enseye yapılan vuruşu ifade etmektedir.

Blocking: "Bloke Etme" Bir boksörün elleri, omuzları veya kolları ile rakibin yumruklarından yüzünü ve vücudunu korumasını ifade eden boks terimidir.

TBA (To be Announced): "İlan edilecek" Yapılması ilan edilen bir maçta rakibin henüz belli olmaması durumunu ifade eden ya da daha önce ilan edilen rakibin maçtan çekilmesi üzerine henüz yeni bir rakip bulunamaması durumunda kullanılan bir boks terimidir.

Vacant: "Boşta" Kemer sahibi olan şampiyon boksörün istenilen sürede unvan koruma maçına çıkmaması, siklet değiştirme ve kemeri kendi isteğiyle bırakma durumunda kemerin boşa çıkmasını ifade eden bir terimdir.

Former Champion: Eski Şampiyon.

Title Holder: Unvan Sahibi.

Diamond Champion: Elmas Şampiyon

Challenger: "Meydan Okuyan" Boksta bir unvan maçında kemer sahibinin karşısına çıkan boksörler için kullanılan bir terimdir.

Yorum bağlantısı
Hemen paylaş

Ellerine sağlık Shinkaron. Bu kadar çok sıklet olduğunu bilmiyordum.

Hajime no Ippo bow.gif

Takamura hepsini fethedecek! :animation732xl9vh:

Yorum bağlantısı
Hemen paylaş

Hesap oluşturun veya yorum yazmak için oturum açın

Yorum yapmak için üye olmanız gerekiyor

Hesap oluştur

Hesap oluşturmak ve bize katılmak çok kolay.

Hesap Oluştur

Giriş yap

Zaten bir hesabınız var mı? Buradan giriş yapın.

Giriş Yap
×
×
  • Yeni Oluştur...

Önemli Bilgilendirme

Forum Kuralları'mızı okudunuz mı?